[Bilimsel Haber] Popüler Kültüre Bilim Karþý
Dr. Ibrahim ORTAS
asportas at cu.edu.tr
Mon May 15 00:48:54 EEST 2006
Popüler Kültüre Bilim Karþý
Prof. Dr. Ýbrahim ORTAÞ, Çukurova Üniversitesi, iortas at cu.edu.tr
Uzun zamandýr ülkemizde eðitimin kalitesi tartýþýlmaktadýr. Üniversite çevreleri olarak kendi aramýzda da öðrencilerden yakýnýyoruz. Ancak son günlerde ülkemizin ulusal ve uluslar arasý üne sahip TÜBA üyesi, popüler bilim yazarý sayýn Prof. Celal Þengör'ün düzenlediði bir bilimsel etkinliðe üniversite öðrencilerinin itibar etmemesi ile baþlayan haklý yakýnmasý vesilesiyle yeniden tartýþma baþladý. Sayýn Þengör Cumhuriyet Bilim Teknik ekindeki köþesinde de konuyu iþledi. Son olarak Orhan Bursalý CBT (13 Mayýs 2006 sayý 999) dergisindeki köþesinde Celal Þengör Ortalýðý Karýþtýrdý baþlýðý konunun ne denli toplum tarafýndan önemsendiðini ortaya koymaya çalýþtý.
Olayýn özü, ÝTÜ'de ayný gün ve ayný saatte bir tarafta ABD'li bilim adamý konferans verirken diðer tarafta sinema ve ses sanatçýsý Hülya Avþarýn da bir baþka etkinliði gerçekleþtirilmiþ; Bilimsel konferansa 4 öðrenci, Hülya Avþar'ý dinlemeye ise 600 öðrenci gelmiþti. Bunun üzerine Sayýn Prof. Dr. Celal Þengör hoca bilime olan ilgisizlik, bir diðer ifade ile "öðrenci kalitesi"nin bu kadar düþmüþ olmasý karþýsýnda üniversiteyi artýk býrakacaðýný Rektöre çýkarak açýkladý. Bu durum için ÝTÜ Rektörü Sayýn Prof. Dr. Faruk Karadoðan "Einstein'la Michael Jackson bir dünya üniversitesinde yan yana gelseydi, Jackson daha fazla ilgi toplardý" diyor. Doðrudur, sorun yalnýz bizde deðil, baþka ülkelerde de yaþanmaktadýr. Ancak bizdeki durum biraz daha acýklý.
Türkiye'nin En iyi Beyinlerini Eðitemediysek Sorunu Kendimizde Aramamýz Gerekir
Hemen hatýrlatalým ülkemizin yýlda bir defa düzenlediði ÖSS sýnavýna giren lise çýkýþlý öðrencilerin %0,1lik dilimine giren en baþarýlý öðrencileri bu üniversitemize gelmektedirler. En iyi üniversitelerimizde bile "öðrenci kalitesi"nin özlenen düzeyde deðilse ki, öyle olmadýðýný görüyoruz, o zaman KÝME KIZACAÐIZ. Türkiye'nin en iyi beyinleri ODTÜ, ÝTÜ ve Boðaziçi Üniversitelerini kazanarak yaþama atýlmaya çalýþýyorlar. Eðer bizler bu kiþileri eðitemediysek, sorunu kendimizde aramamýz gerekir diye düþünüyorum.
Hocamýn tepkisini anlayýþla karþýlanýr. Ancak sorun yalnýzca öðrencide mi? Acaba söz konusu etkinliðe kaç bilim adamý arkadaþýmýz katýlma gereksinimi duydu? Ülkenin Lise eðitim almýþ 2 milyon öðrencisi içinde seçilmiþ zeki öðrencileri neden bilimsel etkinliðe merak sarmýyor sorusu soruldu mu? Sorulduysa cevabý nedir? Bu durumda benim sorumluluðum nedir diye kendi kendimize sorduk mu? Eðitim kurumlarýmýzýn ve yöneticilerimizin payý nedir?
Biraz da kendimize dönmemiz gerekir. Bizler her türlü olumsuz etkiye raðmen öðrencilerimize tartýþmayý öðretebildik mi? Sýnýfta arada bir konuyu tartýþmaya açýp çocuklarýn tartýþmasýný saðlayabildik mi? Tartýþma sýrasýnda bir biri ile ters düþen öðrencilerimizin ders sonu yine bir araya gelme þansýný saðlayabildik mi? Öðrencilerimize araþtýrmacý ruhu saðlayabildik mi? Kütüphaneye göndermek, dönem sonu ödevleri hazýrlatmak, sýnýfta ders verdirtmek gibi hayatta hazýrlamak ve araþtýrmacý merakýný geliþtirmemiz gerekirdi. En azýnda öðrencilerimize bir dönem ödev, proje yaptýrarak üretici yaptýrabildik mi? Maalesef önce biz yapýlmasý gerekeni yapmadýksak, bunlarý öðrenciden bekleme hakkýmýz ne kadar gerçekçi olur?
Türkiyede Bilim Yapýlmýyor
Ülkemiz bilim yapan ve bilimden yararlanarak artý deðer yaratan bir toplum olmadýðý için bilim toplumun gündemine taþýnmadý. Ülkemizi yöneten yöneticilerimiz de maalesef bilimi ve eðitimi öne almak yerine bir daha seçilebilme kaygýsý ile konuyu en son sýralara býraktýlar. Bugün geldiðimiz noktada ülkemiz eðitim ve kültür yaþamý popüler kültüre yenik düþmüþ durumdadýr. Toplumun bilimi sevmesi, ondan yaralanmasý, bilimi bir yaþam biçimi olarak algýlanmasý anlayýþýndan yoksun durumdadýr. Hal böyle olunca, baþta basýn olmak üzere TV-radyo ve yazýlý basýn bilim ile ilgili yazýlara çok az yer vermeye baþladý. Bilimin önemi anlatýlmadýðý için insanlar yeri baþka þeyler tarafýndan doldurulan konulara yönelmektedirler. Bu da eþyanýn tabiatýna uygundur.
Arabesk Toplumu
Ýnsan beynini bir bilgisayarýn hafýzasýna benzetirsek, bilgisayarýn hafýzasýnda olmayan bir komutu çalýþtýramazsýnýz. Ýnsan beyni de ne tür bilgi ile yüklenmiþse ona uygun arayýþlara cevap verecektir. Dilimiz, dinimiz, kültürümüz, beðenimizin hepsi bu þekilde doldurulmakta ve ondan sonrada beðen diye sorulmaktadýr. Bilim ve bilim anlayýþý yaratýcýlýk yeni bir þey öðrenme ve ondan zevk alma, bu konuda kendine cesaret verip okuyarak bilim yapma anlayýþý maalesef bugün insan beynine en son uðrayan aylak bilgi olarak gelmektedir. Bizim gibi para-güç iliþkisine giren ve buradan bir tülü çýkamayan ve sürekli güç paranoyasý içinde debelenen toplumlarda bilim hiçbir zaman para etmediði için deðer görmemektedir. Çok yakýnda yapýlan bir anket çalýþmasý sonuçlarýna göre anne babalar artýk çocuklarýný öðretmen veya doktor olmasýný deðil þarkýcý, futbolcu olmasýný istiyor. Baðýmsýz Eðitimciler Sendikasý (BASK) Ankarada 1855 öðrenci velisi ile yaptýðý anket sonuçlarýnda çýkan özet sonuç, veliler mevcut eðitim
sistemine duyarsýz, özel dershane ve okullarýn sosyal adaletsizlik yarattýðýný için çocuklarýnýn geleceðini popüler alanda görmektedir. Bir zamanlarýn gözde mesleði öðretmenliðe velilerin ilgisi yüzde 5 üzerinde gerçekleþmiþtir. Geçmiþte çocuðum okusa da hayatý kurtulsa diyenler bugün futbolcu veya artist olsa da hayatý kurtulsa diyor. Bilim adamlýðýnýn ilk basamaðýna adým atan bir Ar-Görün aldýðý maaþ 850 YTL civarýnda ise kimseye bilim yapmaya ve eðitime davet edemezsiniz.
Bilim Adamlarý Kendi Aralarýnda Yarýþmalýdýr
Öncelikle bizlerin bilim yapan, bilimi benimsemiþ olmamýz ve yaptýklarýmýzla toplumun önüne çýkmamýz gerekir. Bilim adamlarýnýn arzusu bilimsel düzeyde birbirleri ile tartýþarak yarýþmak ve geliþtirmek olmalýdýr. Þan ve þöhret en son baþvurulmasý gereken bir konu olmalýdýr. Eðer Baconun ifadesi ile bilim güç ise bilim adamý zekâsý ve bilgisi ile isterse þaný ve þöhreti yaratabilir. Ancak bilim adamý kimliði ve sorumluluðu ün için þan ve þöhret için deðil, sorun çözmek için kendisini organize etmelidir.
Bilim Adamý Popülarite Peþinde
Dünyada bilim kuruluþlarý ve bilim adamlarý bizdeki kadar medyatik deðildir. Batýda üniversite ile ilgili genelde bilimsel bir baþarý üzerine odaklaþýrken, bizde kim kime ne dedi, kim kimi kandýrdý, kim kimi þikâyet etti gibi konular ile gündeme gelinmektedir. Çok yaygýn bir þekilde yönetici veya siyasete yakýn olma hastalýðý son yýllarda artan oranda kendisini hissettirmeye baþladý. Kiþiler hiçbir beyinsel etkinlik, yaratýcýlýk sergilemeden üniversite üzerinden þöhrete kapýlýr oldular. Klasik dönem bilim adamlarý toplumla iç içe, toplumun sorunlarýný ve ülkenin sorunlarýný eleþtirel bakýþ açýsý ile yüksek düzeyde ele alýrlardý. Ancak þimdi eleþtiri yok, yalnýzca benimsenen görüþler etrafýnda alan yaratýlmaya çalýþýlmaktadýr.
Þöhret peþinde koþan ve ön plana geçmek isteyen, yöneticilik meraký bazen þöhret olma dürtüsünü körüklemektedir. Üniversitelerimiz bilim yaparak bundan tatmin olmadýklarý için bazen alýnganlýk gösterilmektedir. Oysa þu gerçeði kabullenmemiz gerek: Bazý bilim adamlarý þu veya bu gerekçeyle popüler üne kavuþabilir ama bilim yapmanýn ünle ve bilimsel çalýþmanýn medyatik patýrtýyla doðrudan hiçbir ilgisi yoktur. Hocalarýn bilim aþký ile yanýp tutuþmadýðý ortamda öðrencilerin bilim sevdalýsý olmasýný beklememek gerekir. Çetin Altan 6 Mayýs 2006 tarihli Milliyetteki köþesinde Þöhret, deðiþik alanlarda da olsa evrenselleþememiþ bir üniversitede, adý Türkiye'de duyulmamýþ bir uzmanýn konferansýna aðýr basar diyor.
Biz Ne Yaratabildik?
Sorun ne aile ne de basit ilgisizlik. Temelde sorun, içine düþürüldüðümüz durum ile ilgili. Herkesin kendi kendisine sormasý gerekir, nereden nereye sürüklendik? Bunun nedenleri nedir? Bunda bireysel olarak benim suçum nedir demesi gerekir. Tabii hepsinden önce biz bilim adamlarýnýn sormasý gerekir: Son 60 yýlda Türk eðitim sistemi nasýl bir deðiþim geçirdi? Bu deðiþim ülkemizin yetiþmiþ insan gücünü yaratabildi mi? Deðilse bunun sorumlusu kim?
Sayýn Þengör gibi kendisini hepimizden daha sorumlu gören hocamýzýn, geçmiþ yýllarda üniversitelerin birer ileri ortaokul olarak yönetilmesini isteyen, sýký merkeziyetçi anlayýþla üniversitelerdeki farklý anlayýþlarý þiddetle bastýran YÖK yöneticilerine sahip çýkarken acaba bir gün bu sorunla karþýlaþýlacaðýný düþündüler mi? Üniversitelerin görevi meslek adamý yetiþtirmek deðil diyor Sayýn Þengör. Meslek için bir diploma verilir diyor, bu da her yerde temin edilir diyor; aynen katýlýyorum. Üniversite bir ülkenin her þeyidir, çünkü bir ülkenin gelecekteki yetiþmiþ insan potansiyelini oluþturmaktadýr. Bu gün bu potansiyeli yaratamadýðýmýz ortada. Eðer siz çocuklarýmýz yalnýzca okula gitsin derseniz, o zaman da anasýnýn kuzusu olarak size bir diploma alýr getirir. Ancak çok boyutlu düþünme, yaratma, kendini ifade etme ve ülkeyi ileriye taþýma cesareti ve azmini bulamaz. Yani ülkenizin gençliði devlet memuru olur. Devlet memuru anlayýþý ile hiçbir ülke ileriye gitmez. Doðanýn diyalektiðine aykýrýdýr.
Nitelikli Mezunlar Yetiþtiremiyoruz
Mezuniyetlerine bir hafta kala son sýnýf öðrencilerime kaç kiþi yeni mezun bir mühendis olarak;
Bir yabancý dil biliyor?
Kaç kiþi her yönü ile bilgisayar kullanabiliyor
Kaç kiþi düzenli gazete, dergi, kitap okuyor,
Hepsinden önemlisi size bir ay sonra bir iþletmenin yönetimi býrakýlsa plan proje yapar ve yönetirsiniz diye sorduðumda cevap yok. Öðrencilerin yazýlý kâðýtlarýndaki cümleler ve ifadelere bakýldýðýnda durum hiçte kabul edilecek nitelikte deðildir. Bu durumu görünce Sayýn Þengör Hoca'nýn kýrgýnlýðýna katýlmamak mümkün deðil. Ancak yine de sorunu kendimi eðitim sistemimizde aramamýz gerekir. Bu çocuklarýn zekâ sorunu olmadýðýna göre, durumu bir bütün olarak sorgulamak zorundayýz.
Gençler Verileni Yansýtýyor
Gençliðine kendisini ifade etme olanaðý tanýmayan, bilime özendirmeyen, bilimsel konferanslarý çekici kýlmayan, müzeleri, sanat ve müzik faaliyetleri geliþtirmeyen, derslerinde tartýþma yaratmayan üniversite ortamýnda gençlerin tercihi Hülya Avþar olacaktýr. Yarattýðýnýz insan beynine en iyi hitap eden Hülya Avþardýr, Ýbrahim Tatlýsestir, yüksek volümlü müzik yapan rap ve rock gruplarýdýr. Bence gençler tercihlerini doðru yapmýþlar. Yani ekilen biçilmiþtir. Çocuklar kafalarýnda olmayan bir þeye yönelmemiþler.
Bugün dünün yansýmasýdýr. Dün ülkemizin eðitimine yön veren kiþilerin yarattýðý ortamda yetiþen gençler bilime ilgi duymuyorlar, kýsacasý geleceklerine ilgi duymuyorlar. Ýlkokuldan itibaren ezbere ve sýnava endeksli ve at gözlüklü olarak bilim zevkinden uzak yetiþtirilmelerinden kaynaklanan bir sonuç. Bir bütün olarak gençliðin yaþama çýkýþ kapýsý olarak gösterilen üniversiteyi kazanmak veya kazanmamak üzerine kurulan yapýlanma milyonlarca kiþiyi resmen bunalýma sokmuþtur. Her yönü ile kuþatýlmýþ, doðru dürüst eðitilmemiþ, kitap okumamýþ, yaþamdan zevk alma anlayýþý kazandýrýlmamýþ kiþilerin tercihini varýn siz düþünün.
Öðrencilerin bilime ve araþtýrmaya olan ilgisizliðini anlamak istiyorum. Çünkü bizler eðitim süreci ile çocuklarý üretici duruma getiremedik. Bir gün eline çekiç alýp bir kayacý kýramayan ve mikroskop altýnda farklýlýðýný göremeyen bir öðrenci nasýl soru sorabilir. Jeoloji öðrencileri burunlarýnýn dibindeki Gölcük bölgesinde deprem olan arazide dolaþarak bir fay hattýný baþtan sona izlemeyen ve gördükleri karþýsýnda kendi kendisine soru sormayan, sonunda öðrendiklerini rapor etmeyen ve geleceðe iliþkin bir proje üretmeyen öðrenci meraklý olur mu? Bence sorun eðitim sistemi yetiþkin ve geliþmiþ insan yetiþtirmeyi hedeflemiyor. Eðitim yerine ezbere dayalý anlatýlan dersler (öðretilen), test usulü sýnavlar, pratik yok, sözlü yok, iþ güvencesi yok, burs yok, gelecek konusunda kaygýlý, ne yapsýn gençler. Sanýrým tüm bunlar üst üste konulduðunda gençler, acý çektikleri bir süreçte arabeske yönelmiþlerdir. Asýl sorulmasý gereken biz görevimizi yaptýk mý? Biz eðitim kurumlarýnýn isteklendirme dürtümüz nedir? Kaç
öðretim üyemiz alaný ile ilgili ulusal ve uluslararasý kongreye katýldý? Kaçýmýz kendi alanýmýzdaki bir bilimsel dergiye üyeyiz ve düzenli olarak okuyoruz. Kaçta kaçýmýz kitap okuyoruz, derslerimizde konu ile ilgili kitaplarý öðrencilerimize öneriyoruz. Kaç öðretim üyesi sosyal etkinliklere katýlýyor. Kaç öðretim üyemiz ciddi bir gazete, dergi okuyor. Tabii denilebilir ki maddi durumumuz yetmiyor. Doðru, sorun isteklendirme ve sorumluluk bilinci ile ilgili.
Haklý Olmak Yetmez, Haklý Kalmak Gerekir
Sayýn Celal Þengör hocamýz mevcut öðrenci kalitesinin düþüklüðüne tepki göstermesi haklý ancak haklý yerde kalmasý gerekir. Sayýn hocamýz, bildiðimiz kadarý ile üniversiteyi birçoðumuz gibi geçim kapýsý olarak görmüyor, istediði batý üniversitesinde veya Vakýf Üniversitelerinde rahatlýkla þimdiki maaþýnýn birkaç misline iþ bulacak güce ve yeteneðe sahiptir. Para pul peþine düþmediðini de biliyorum ve bu yönü ile de kendilerini kutluyorum. Ancak bu ülkenin yetiþtirdiði bir bilim ve düþün adamý olarak topluma vermesi gerekenler vardýr. Bu toplumun aydýn bilim adamlarýnýn bu konuda ciddi sorumluluðu bulunmaktadýr. Uzaydan birileri gelip bizim üniversitelerimizi düzeltemez. Biz kendi gücümüze güvenerek bugün içinde yaþadýðýmýz hantal ve verisiz durumun nedenlerini ortaya koymak zorundayýz. Yeri geldiðinde yapýcý eleþtirilerini yapmak zorundadýr. Bilim adamý olarak en önemli görevimiz olan eleþtirel bakýþ açýsýný sürekli canlý tutmak zorundayýz. Üniversite yönetimlerini, YÖK ve Milli Eðitim politikalarýný aksayan
yönlerini ve çözüm önerilerimizi açýk açýk ifade edeceðiz. Yoksa ülkemiz üniversiteleri üniversite deðil ortaokul olmaya doðru yol almak zorunda kalacaktýr. Bu yük omuzlarýmýzdadýr.
Aksini düþünürsek, kimse ile kötü olmayayým, her gelen yöneticiye; efendim siz en iyisini yapýyorsunuz, siz olmasanýz bu üniversite batar diyerek yönetimlerin sevdiði iyi bir insan olabiliriz. Veya neyime gerek benim üniversiteye ihtiyacým yok gider Amerika veya Fransada istediðim þekilde daha fazla olanaklar ile daha iyi bilim yaparým da diyebiliriz. Ancak manevi sorumluluk sahibi bu ülkenin iyiliðini düþünen her aydýn bilim adamý yerinde kalarak her þeye raðmen daha iyisi için olumlu eleþtiri ve çözüm yollarýný ortaya koymak zorundadýr. Zorluklara göðüs germek ve öðrencilerimize sahip çýkmak ve onlarý her yönü ile hayata hazýrlamak zorundayýz. Bu Türkiye'nin aydýnlýk geleceði için zorunludur. Hepsinden önemlisi bir tanede olsa eðer bir öðrenci bilinçli olarak bölümümüzü tercih etmesi bizim için gurur kaynaðý olacaktýr. Ayrýca Sayýn Þengör bir tarafta bilimsel çalýþmalarýný yapmalý diðer tarafta karþýlaþtýðý bu olumsuzluklarý her platformda anlatmalýdýr. Bizlerde her hafta kendisinin içinde bulunduðu
durumu ve karþýlaþtýðý sorunlarý anlatan yazýlarýndan yararlanarak beynimizi beslemeye çalýþýyoruz. Üniversite içinde olmayan biri üniversite sorunlarýný görüp yazamaz.
Aþaðýyý Eleþtirmeden Kendimize ve Üste Bir Bakalým: Bu Gençler Bizim
Bu ülke bizim ve burayý da bizden baþkasýnýn adam etme þansý olmadýðýna göre hep beraber ülkemizi çaðdaþ konuma getirmek zorundayýz. Ülkemizin soðuk savaþa kurban edildiðini ve bunun sonucu demokrasisinin yara aldýðýný, eðitim sistemimizin Celal Þengör hocamýzýn da bilerek veye bilmeyerek destekçisi olduðu süreçlerde (YÖK süreci) sulandýrýldýðýný biliyoruz. Ancak her þeye raðmen bilim adamlarý ve aydýnlarý olarak ülkemizin muasýr medeniyetler seviyesinin üzerine çýkarýlmasý konusunda üzerimize düþen görevi yapmak zorundayýz. Bu topraklar bizim, bugün elimizdeki öðrenciler bu ülkenin en seçkinleridir. Bunlardan baþka da gencimiz yok. Toptan bu gençler adam olamaz deyip atamayýz. Çözüm biziz. Önce bireysel sorumluluðumuzu yerine getireceðiz. Yurttaþ bilinci ile öðrencilerimizle, yöneticilerimizle kurumlarýmýzla iliþkilerimizde iletiþim kanallarýný koparmadan daha iyisi için eleþtirilerimizi yapmalýyýz ve yapacaðýz. Özgüvenimizle kendi sorunlarýmýzý kendimiz çözeceðiz.
Sayýn Orhan Bursalýnýn ifadesi ile iyi ki Ortalýðý Karýþtýrdýnýz hocam. Bu sorunu ciddi olarak tartýþmalýyýz. Yoksa bugünkü eðitim ve öðretim profilimiz ile 21. yüz yýlý yakalama sansýmýz olmayacaktýr.
Not: Sayýn hocam, birçoðunuzun E-Posta adresi bir þekilde makinemdeki adres defterime yerleþmiþtir. Amacým kimsenin zamanýný almak ve rahatsýz etmek deðildir. Hepimizin ortak sorununu bir þekilde dile getirmektir. E-posta bu bakýmdan düþüncelerimizi kolay paylaþabildiðimiz bir ortam. Ancak peþinen eðer istenmeden e-posta aldýysanýz özür dilerim. Eðer geri bildirimde bulunursanýz listeden adresinizi hemen çýkarýrým.
-------------- next part --------------
An HTML attachment was scrubbed...
URL: http://lists.kulturad.org/pipermail/bilimselhaber/attachments/20060515/21cd10f9/attachment-0001.html
BilimselHaber mesaj listesiyle ilgili
daha fazla bilgi