[Bilimsel Haber] Turkiye Yenilmeli!/ Gezgin
Ulas Basar GEZGiN
ulasbasar at yahoo.com
30 Haz 2008 Pzt 05:48:01 EEST
Merhaba,
24 Haziran'da yazdigim asagidaki yazim, adini vermeyecegim bir gazetede pek de gerekce gosterilmeden yayinlanmadi. 2002’de de benzeri bir elestirim baska bir gazetede gerekce gosterilmeden yayinlanmamisti. Ben artik Turkiye’de en buyuk tabunun, birtakim siyasal konular degil futbolun kokten elestirisi oldugunu dusunmeye basladim. Gazetelerde futbolun kokten elestirisine karsi gizli sansur var. En muhalif olanlarimiz, futbolun milliyetciligini ve fanatikligini elestiriyorlar ama aslinda hastane kapisinda olenlerden bu futbolcu-manken duzeninin sorumlu oldugunu nedense unutuyorlar. Futbolcular, gerçekten iyi insanlarsa, yoksullar için ucretsiz hizmet sunan hastaneler ve parasiz egitim saglayan okullar acsinlar. Ellerindeki toplam para, binlerce hastane ve okul acmaya yeter. Kendini begenmislik cemberlerinde, pohpohlamalar icinde, birazcik insanlik degerleri kaldiysa, ezilenleri dusunsunler.
Tabu sayilan din bile daha fazla tartisilabiliyor. Turkiye’nin bir gelecegi varsa, bana gore, bu gelecek, topcu-popcu duzeniyle mucadeleyi de icermek zorunda. Neyse, zamaninizi daha fazla almayayim. Yazi, asagida, Turkce harflerle ekte ve agsayfasinda: http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=661&Itemid=27
Iyi okumalar dilerim,
ulas
000000000000000000000
Turkiye Yenilmeli!
Dr. Ulas Basar Gezgin, Vietnam, ulas at teori.org
24.06.2008 (Almanya macindan once)
Agsayfasi: http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=661&Itemid=27
Son zamanlarda Asya’da ‘Turkiyeli’ oldugumu her soyleyisimde futbolu sevip sevmedigim soruluyor. Ben de her keresinde, futbolu 4 nedenle sevmedigimi ve sevemeyecegimi soyluyorum:
Birincisi, ulkemin (evet, sermayenin vatani yok ve ‘vatan’ emekciler icin olusturulmus bir kurgu, ama baska baska diller konusulan ulkelerde yasadiginizda ‘ulkem’ demek zorunluluk olmaya basliyor; cunku biz ve otekinin bir noktada yeniden kurulmasi gerekebiliyor) sanatcilari, yazarlari ve bilim insanlari 3 kurus parayla aclik kosullarinda yasatilirken, futbolcularin kollarindaki mankenlerle onbinlerce yoksulun gelirinden daha yuksek gelir sahibi olmalarini dogru bulmuyorum.
İkincisi, dunyanin hemen hemen tum ulkesinde, hukumetlerin futbol coskusunu kotuye kullandiklari gorulmustur ve gorulmektedir. Bu nedenle, kisisel olarak, Turkiye’de bu ara bir zam dalgasi beklemekteyim, cunku halkin futbol coskusuyla zamlarin ve gercel gelirlerindeki dususu gozden kaciracaklarini dusunuyorum.
Ucuncusu, populer olmak icin futbol yazilari yazan sozumona ‘aydin’larin yazdiklarinin tersine, futbolun zeka gerektiren ust duzey bir spor olmadigni dusunuyorum. Birincisi, savaslar, insanlarda ic-dayanismayi ne kadar guclendirebilirse, futbol da takim oyununu ve toplumsal dayanismayi o kadar guclendiriyor: Bir dusmana karsi dayanisabilirsiniz ama dusmanliga dayanan dayanisma, fetihci ve kisa sureli bir dayanismadir; insanlarin bireysel rizalarina dayanan dayanisma ise, toplumsal baglari uzun sureli olarak insancillastirici bir nitelige sahiptir. Ote yandan, satranc da fetihci bir nitelik tasir; satrancin bu yonu reddedilmelidir. Ama yine de, satranc, futbolun tersine, zeka ve bellek gerektirir. Herkes futbol oynayabilir. Evet, kimisi daha iyi oynar; ama futbol, o ya da bu bicimde, herkesin katilabilecegi bir oyundur. Bu yonu bile, futbolun ne kadar dusuk duzeyde oldugunu gosterir. Oysa sozgelimi, jimnastik, herkesin yapabilecegi bir spor degildir
ve fetihcilige dayanmaz. Jimnastikte gosterinin sanatsalligi ve sporcunun bedensel hazirligi degerlendirilir. Bu ikisi, bir arada, cok daha yuksek bir sporculuk olcutu sunmaktadir.
Benim kisisel tercihim ise, artistik patinaj. Artistik patinaji sevme nedenim, operayi sevme nedenimle ayni: Artistik patinaj, cok cesitli sanatlarin ve sporcu niteliklerinin bir araya gelmesinden olusuyor; tipki operanin muzik, gorsel sanatlar ve siirin en ust bilesimlerinden biri olmasi gibi. Herkes futbolcu olabilir; ama herkes artistik patinaj yapamaz. Bunun icin, hem dans etmeyi bilmeleri; hem de ritimleri izleyebilme yetenegine sahip olmalari gerekir. Dahasi, ozel hareketler icin denge duygulari ust duzeyde gelismis olmali ve kesinlikle jimnastik egitimi almis olmalilar. Hele de ciftli oyunlar icin, takim oyununu bilmeleri gerekir ki; artistik patinajdaki takim oyunu, futboldaki takim oyunundan cok daha ileridir.
Futbolu sevmememin son nedeni ise, insanlarin bir topun cevresindeki tepismelere para yaninda asiri zaman da ayirmasi. “Eline bir kitap al” deseniz “vaktim yok” diyen insanlarin zamanlarini futbol icin heba edislerini izlemek, “ne olacak bu egitim duzeni” diye hayiflanmaktan da daha aci...
Ulkem, futbolla ve yabanci tecavuzleriyle degil sanatla, bilimle, insancillikla taninsin isterim. Asya’da kimsenin bana Nobel almis Orhan Pamuk’u sormamasini yadirgiyorum. Oysa biliyorum ki Orhan Pamuk, en azindan Tayland’da ve Japonya’da kitapseverler arasinda oldukca bilinen bir yazar. Elbette, Nobel haberi, 2006’daydi; diyelim unutuldu. Ama daha birkac hafta once, Nuri Bilge Ceylan, rekor kirarak Cannes’dan yine odulle dondu. Asya’da, Turkiye’yi Cannes’da rekor kiran yonetmeniyle taniyan yok. Zaten Turkiye’deki fanatiklere Nuri Bilge Ceylan’i sorun, O’nu da bilmezler.
İste tum bu nedenlerle, Turkiye yenilsin istiyorum. Futbolcularin gelirlerini, ozellikle egitim ve saglik alanindaki kamusal yatirimlari arttirmak icin agir (% 90 kadar agir) vergilere carptiran bir devlet istiyorum. Tribunden mac izlemeyi reddeden, uluslararasi film festivallerinde ve uluslararasi sanat ya da bilim odulleri torenlerinde siradan bir sandalyeden Turkiye’nin gururu olmus sanatcilari ve bilim insanlarini alkislayacak bakanlar istiyorum. Biliyorum ki daha cok erken bunlar icin. Yil, yalnizca 2008. Bu kadar cok sey istemek icin daha cok erken... Ama sanatcisiyla, bilimcisiyle, insancilligiyla anilan bir Turkiye gormeden olmek istemiyorum.
000000000000
Türkiye Yenilmeli!
Dr. Ulaş Başar Gezgin, Vietnam, ulas at teori.org
24.06.2008 (Almanya maçından önce)
Ağsayfası: http://ulas.teori.org/index.php?option=com_content&task=view&id=661&Itemid=27
Son zamanlarda Asya’da ‘Türkiyeli’ olduğumu her söyleyişimde futbolu sevip sevmediğim soruluyor. Ben de her keresinde, futbolu 4 nedenle sevmediğimi ve sevemeyeceğimi söylüyorum:
Birincisi, ülkemin (evet, sermayenin vatanı yok ve ‘vatan’ emekçiler için oluşturulmuş bir kurgu, ama başka başka diller konuşulan ülkelerde yaşadığınızda ‘ülkem’ demek zorunluluk olmaya başlıyor; çünkü biz ve ötekinin bir noktada yeniden kurulması gerekebiliyor) sanatçıları, yazarları ve bilim insanları 3 kuruş parayla açlık koşullarında yaşatılırken, futbolcuların kollarındaki mankenlerle onbinlerce yoksulun gelirinden daha yüksek gelir sahibi olmalarını doğru bulmuyorum.
İkincisi, dünyanın hemen hemen tüm ülkesinde, hükümetlerin futbol coşkusunu kötüye kullandıkları görülmüştür ve görülmektedir. Bu nedenle, kişisel olarak, Türkiye’de bu ara bir zam dalgası beklemekteyim, çünkü halkın futbol coşkusuyla zamların ve gerçel gelirlerindeki düşüşü gözden kaçıracaklarını düşünüyorum.
Üçüncüsü, popüler olmak için futbol yazıları yazan sözümona ‘aydın’ların yazdıklarının tersine, futbolun zeka gerektiren üst düzey bir spor olmadığnı düşünüyorum. Birincisi, savaşlar, insanlarda iç-dayanışmayı ne kadar güçlendirebilirse, futbol da takım oyununu ve toplumsal dayanışmayı o kadar güçlendiriyor: Bir düşmana karşı dayanışabilirsiniz ama düşmanlığa dayanan dayanışma, fetihçi ve kısa süreli bir dayanışmadır; insanların bireysel rızalarına dayanan dayanışma ise, toplumsal bağları uzun süreli olarak insancıllaştırıcı bir niteliğe sahiptir. Öte yandan, satranç da fetihçi bir nitelik taşır; satrancın bu yönü reddedilmelidir. Ama yine de, satranç, futbolun tersine, zeka ve bellek gerektirir. Herkes futbol oynayabilir. Evet, kimisi daha iyi oynar; ama futbol, o ya da bu biçimde, herkesin katılabileceği bir oyundur. Bu yönü bile, futbolun ne kadar düşük düzeyde
olduğunu gösterir. Oysa sözgelimi, jimnastik, herkesin yapabileceği bir spor değildir ve fetihçiliğe dayanmaz. Jimnastikte gösterinin sanatsallığı ve sporcunun bedensel hazırlığı değerlendirilir. Bu ikisi, bir arada, çok daha yüksek bir sporculuk ölçütü sunmaktadır.
Benim kişisel tercihim ise, artistik patinaj. Artistik patinajı sevme nedenim, operayı sevme nedenimle aynı: Artistik patinaj, çok çeşitli sanatların ve sporcu niteliklerinin bir araya gelmesinden oluşuyor; tıpkı operanın müzik, görsel sanatlar ve şiirin en üst bileşimlerinden biri olması gibi. Herkes futbolcu olabilir; ama herkes artistik patinaj yapamaz. Bunun için, hem dans etmeyi bilmeleri; hem de ritimleri izleyebilme yeteneğine sahip olmaları gerekir. Dahası, özel hareketler için denge duyguları üst düzeyde gelişmiş olmalı ve kesinlikle jimnastik eğitimi almış olmalılar. Hele de çiftli oyunlar için, takım oyununu bilmeleri gerekir ki; artistik patinajdaki takım oyunu, futboldaki takım oyunundan çok daha ileridir.
Futbolu sevmememin son nedeni ise, insanların bir topun çevresindeki tepişmelere para yanında aşırı zaman da ayırması. “Eline bir kitap al” deseniz “vaktim yok” diyen insanların zamanlarını futbol için heba edişlerini izlemek, “ne olacak bu eğitim düzeni” diye hayıflanmaktan da daha acı...
Ülkem, futbolla ve yabancı tecavüzleriyle değil sanatla, bilimle, insancıllıkla tanınsın isterim. Asya’da kimsenin bana Nobel almış Orhan Pamuk’u sormamasını yadırgıyorum. Oysa biliyorum ki Orhan Pamuk, en azından Tayland’da ve Japonya’da kitapseverler arasında oldukça bilinen bir yazar. Elbette, Nobel haberi, 2006’daydı; diyelim unutuldu. Ama daha birkaç hafta önce, Nuri Bilge Ceylan, rekor kırarak Cannes’dan yine ödülle döndü. Asya’da, Türkiye’yi Cannes’da rekor kıran yönetmeniyle tanıyan yok. Zaten Türkiye’deki fanatiklere Nuri Bilge Ceylan’ı sorun, O’nu da bilmezler.
İşte tüm bu nedenlerle, Türkiye yenilsin istiyorum. Futbolcuların gelirlerini, özellikle eğitim ve sağlık alanındaki kamusal yatırımları arttırmak için ağır (% 90 kadar ağır) vergilere çarptıran bir devlet istiyorum. Tribünden maç izlemeyi reddeden, uluslararası film festivallerinde ve uluslararası sanat ya da bilim ödülleri törenlerinde sıradan bir sandalyeden Türkiye’nin gururu olmuş sanatçıları ve bilim insanlarını alkışlayacak bakanlar istiyorum. Biliyorum ki daha çok erken bunlar için. Yıl, yalnızca 2008. Bu kadar çok şey istemek için daha çok erken... Ama sanatçısıyla, bilimcisiyle, insancıllığıyla anılan bir Türkiye görmeden ölmek istemiyorum.
-------------- sonraki bölüm --------------
Bir HTML eklentisi temizlendi...
URL: http://lists.kulturad.org/pipermail/bilimselhaber/attachments/20080629/9944cc3b/attachment.html
BilimselHaber mesaj listesiyle ilgili
daha fazla bilgi