[Bilimsel Haber] Halaçoğlu'nun Avşarlar Sempozyumu Açış Konuşmasının Tam Metni

Sule Tarakcioglu suletar at kulturad.org
27 Ağu 2007 Pzt 13:32:18 EEST


Türk Tarihinde ve Kültüründe Avşarlar Sempozyumu Açış Konuşması

Sayın misafirler. Avşarelleri Dergisi’nin tertip ettiği Avşarlarla
ilgili ilk toplantıyı yapıyoruz. Genelde 1000 kişilik 500 kişilik
aşiretler kendilerinin çok büyük aşiretler olduğunu, söz sahibi
olduklarını ifade ederler. Avşar boyunun, Türkiye’de yaşayan Avşarların
tahmini sayısı ise rakam olarak 16. yy. da 600 bin civarında tesbit
edilmiştir, dolayısıyla şu an 5-6 milyon civarında olduğu söylenebilir.

Böyle bir organizayonun yapılması ile, Türkiye’de çok büyük bir kesimin,
kendi kimliğini kaybetmiş insanların kimliklerine ulaşabilmeleri mümkün
olacaktır diye düşünüyorum. Birşeyi hafızamıza iyi kazımamız lazım.
Biliyorsunuz sürekli olarak bazı yabancı ülkelerin Türkiye üzerindeki
oyunlarından ve Türkiye aleyhine çalışmalarından bahsediyoruz. Bu tabii
bir şeydir ve tarihin her döneminde görülen bir husustur. Kimse
başkasının çıkarına çalışmaz, kendine çalışır. Burada önemli olan şey,
bizim kim olduğumuzu bilmemiz, kendi kültürümüzü muhafaza etmemiz, kendi
yönetimimizi kendimiz sağlayabilmemiz, oyunlara karşı tedbir
alabilmemizdir. Önemli olan budur.  Bu şuura erdiğimiz zaman hem  ayakta
kalmayı, hem de büyük devlet olmayı başarırız.,

Bugün Türkiye, Osmanlı İmparatorluğunun varisidir. Dolayısıyla bir
imparatorluğun çöküşüyle birlikte kaybettiği topraklardan içe doğru
göçler olmuştur ve bu göç Türk demografisini, Türk nüfus yapısını ortaya
çıkarmaktadır.  Balkanlardan ve Kafkaslardan Anadolu’ya göç edenlerin
sayısı yaklaşık % 40 dır. Böylesine bir yapı ve imparatorluk bakiyesi
olmamız dolayısıyla birçok farklı milletten olan insanın da Türk
topraklarına gelmelerine yol açmıştır. Burada siyasetçilerin özellikle
dikkat etmesi gereken bir konu vardır ki, bu da böyle bir yapıyı,böyle
bir nüfus grubunu mozaik olarak nitelendirmemeleridir. Çünkü o insanlar
o ülkelerden çekilirken -zaten çok büyük bir bölümü Türktür-
Müslümanlığı kabul etmiş ve kendini Türk olarak hisseden insanlardır ve
Anadolu’ya geri dönmüştür. Dolayısıyla bunları ayrı tutmak ve bir mozaik
şeklinde nitelendirmek aslında farkına varmadan ülke içinde birtakım
gruplaşmalara yol açma anlamına gelir. Dolayısıyla bu konularda
siyasetçilerin çok dikkat etmeleri gerekmektedir.

Nitekim zaman içerisinde geçmiş dönemlerdeki araştırmalarda şunu gördüm
ki; aslında Kürt dediğimiz birçok insan da aslında Türkmen asıllıdır.
Yapısal olarak söylüyorum ama bununla beraber bir şey daha ifade
ediyorum.  Söyleyeceğim  şeyler fantezi değil. Bugün Kürt olarak bilinen
bazı aşiretlerin, hatta ve hatta tehcirden kurtulmak için kendilerini
Kürt-Alevi olarak gösteren Ermenilerin de bulunduğunu söylemem gerekir.
PKK’nın ve TİKKO’nun içinde yer alan birçok insan da. Bu açıdan
baktığımızda bizim zannettiğimiz gibi PKK veya TİKKO hareketinin de bir
Kürt hareketi olduğunu söyleyemeyiz. Bütün bunları yabancı arşiv
belgeleri o tarihte yapılmış birtakım araştırmalardan söylediğimi
belirtmek isterim.
Şimdi dolayısıyla Avşarları araştırmak ve kim olduğunu ortaya koymak bir
ayrım ve ya bölücülük olarak görülmemelidir. Tam aksine Türk milletinin
kendi özüne dönüşünü ve kendisini tanımasını sağlayacak bir
araştırmadır. Biliyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük
Atatürk aynen şöyle der :’Kültürünü kaybeden milletler başka milletlerin
şikarı/avı olur’

Şimdi biz Türk Milleti olarak şöyle bir baktığımızda; aile yapımız bana
göre dünyanın en medeni aile yapısıdır ve burada ne büyükbir yozlaşma
olduğunu görebilirsiniz. Ben şahsen rahmetli babam karşısındaayaklarımı
uzatarak veya ayak ayak üzerine atarak oturduğumu, yüksek sesle
konuştuğumu hatırlamam. Günümüzde aile yapımızda nasıl büyük
değişiklikler meydana geldi. Ama bütün Anadolu içinde,  bazı kesimler
haricinde çok büyük bir kültür yozlaşması var. Gençlerimiz geçmişi
unutuyor. Radyolara bakın Türk Sanat Müziği neredeyse hiç kalmadı,  Türk
Halk Müziği çalınmaz hale geldi. Tabelalara bakın, ne kadarı Türkçe, ne
kadarı yabancı dilde? Bütün bunlar kültürümüzdeki yozlaşmayı çok açık ve
net bir şekilde ortaya koyuyor. Bunları dile getirmemiz lazım.

Geçenlerde Bitlis’ten bir arkadaş bana geldi  ve  "Hocam biz Kürdüz bize
Hasaniler derler, aşiretimi öğrenmek istiyorum dedi. Bilgisayara
Hasaniler yazdığımda karşıma Eski İl’den (Konya) Döğer boyundan
çıktılar. Kendisine de verdim, ama buna benzer geçmişini öğrenmek
isteyen o kadar çok insan çıkıyor ki…

Bu ne demektir? Türkiye’nin birliğini bozmaya yönelik değil sağlamaya
yönelik bir çalışmadır.

Avşarlar Sempozyumu başarılı geçecek bir sempozyum olacak ve bütün Türk
boylarını bir araya getirip büyük Türk Milletini ortaya çıkaracaktır.
Nasıl ki Mustafa Kemal Atatürk’ün her konuşmasında "büyükTürk Milleti"
sözüne rastlarsınız. Bugün Kırgızlar,  Kazaklar, Özbekler,  Azerbaycan
Türkleri ve Türkmenler deniliyor,  bakın biz Türkmenleri kaldırdık. Ben
de Türkmenin ve Avşarım. Türkmeni kaldırdık, Kırgız Kıpçak grubundan
olan Kazakları, Karapapakları kaldırdık,  Yazırları, Döğerleri,
Yüreğirleri kaldırdık. Sibiryadan Afrikaya, Amerikaya kadar olan büyük
bir ağacın gövdesini oluşturduk ve adına Türk dedik. Dolayısıyla sonunda
Türk devletleri birlik haline gelecekler. Bütün dünyanın korktuğu da
budur. Türk kelimesinin arkasında hiçbir zaman duramazlar. Cengizhan’ın
Avrupa içlerine kadar ilerlediğini söyleyenler, Anadolu’daki
mücadelesinde kimle savaştığını söylemezler.
Avarların,  Selçukluların Türk olduğunu kimse söylemez. Osmanlılar için
l’Empire Türk demişler ve  genelde Ottoman diyorlar. Biz hiç kimsenin
propagandasına kanmayalım Ermeni konusunda çalışırken bize dedilerki;
"Türkün Türke propagandasını yapıyorsunuz boşverin". Evet öyle yapıyoruz
dedim. Önce benim halkım inanmalı bana,  bu konuyu bilmeli. Yabancı
toplumlarla kendi halkımızın desteğini almadan nasıl mücadeleedebilriz ?

Öyleyse Türk  olduğumuzu önce kendi halkımıza göstermeliyiz. Bunu
öğrettiğimiz zaman dünyayla baş edebiliriz.

Dolayısıyla bu Sempozyum çok isabetli bir toplantıdır. Komiteyikutluyor
ve hepinize saygılar sunuyorum.

Prof. Dr. Yusuf HALAÇOĞLU, Kayseri, 18.08.2007.




("turkoloji"  <turkoloji at yahoogroups.com> grubuna Mustafa Aksoy
tarafindan gönderilmistir.)



*
*




BilimselHaber mesaj listesiyle ilgili daha fazla bilgi