[Bilimsel Haber] Fw: Doğu Batıdan 35. Sayı:Entelektüeller I

Onur İnal oinal at ku.edu.tr
Sat Mar 18 16:32:59 EET 2006


----- Original Message ----- 
From: "Dogu Bati Dergisi" <dogubatidergisi at hotmail.com>
Sent: Saturday, March 18, 2006 4:27 PM
Subject: Doğu Batıdan 35. Sayı:Entelektüeller I


>
>
>
>
>
> --------------------------------------------------------------------------
----
>
>
>
>
>
>
>
>         TANIDIK YABANCILAR:
>
>         ENTELEKTÜELLER
>
>
>
>         Bir  hayat tarzı ve üslup oluşturma, ayrıksı
>         durabilme ve konformizmin iktidara göz kırptığı çoğu yerde muhalif
kalabilme, entelektüellerin zihin dünyamıza tat kattığı kimi
özelliklerindendir. Entelektüellerin muhtelif tanımları verilmiştir. En
başta onun bilgisi salt bilgi birikiminin kıyısında kümelenmemiştir. Konunun
uzmanı olmak ya da kamuoyu önünde nice­liğe ilişkin bir performans
sergilemek 'münevver' bir aklın ölçüsü sayıl­ma­mıştır. O başka kaygıları
gündeme taşımak için vardı ve bilginin öte­sinde bir 'vicdan' meselesi
devreye giriyordu. 19. yüzyıl Rusya'sında "Halka Doğru" yürüyen
inteligentsia tabaka, sefalet içerisinde yüzen milyonların kalbi olmuştu.
Entelektüel kimi kaygılarla kamuoyu önünde nev-zuhur ederken toplumla kendi
arasında kaçınılmaz bir 'kopuş' süre­cini de başlatıyordu. Statüko ile
marjinaliteyi iki ayrı uca yerleştiren bir gerilimdi bu... Bu süreç, ister
tek başına bilinçli ve iradî bir hâl alsın, isterse koşulların ve statükonun
dışlaması sonucu halkın ve cemaatlerin önünde
>         'yabancı' ve 'kışkırtıcı' aydın karakterleri yaratsın, bütün
mesele bu 'kopuş'u hangi zihniyet düzeyinde yorumlamamız gerektiğidir? Eğer
ente­lektüellerde basit anlamıyla bir tutarlılık, bağlılık aramak
gere­ke­cek­se böyle bir çaba boşunadır. Geçmişteki hatırı sayılır
entelektüellerin biyografileri, onların başlangıç yerleri ile geldikleri son
nokta arasında büyük farklılıklar olduğuna işaret ediyor. Ve en ilginç
sorular da, bir ce­ma­atin üyeleri tarafından değil etraflarından
yalıtılmış, bir topluluğun ref­lek­sine göre davranmayan bu kişiler
tarafınca ortaya atılmıştır. Gramsci'nin, Sartre'ın, Said'in, Ülgener veya
Mardin'in yaşamlarından hareketle onların bir entelektüel olarak hafızalarda
yer edinmiş olması, geniş birikimlerinin yanında kitleleri uyandıracak
özgün, panzehir fikirler üret­me­lerindendir.
>
>
>
>         Doğu Batı'nın üç ciltlik Entelektüeller sayısını yayına
hazırlarken, Türkiye'de ideal anlamıyla entelektüel bir kaygının varlığından
söz edilemeyeceğini gördük. Neredeyse tüm tartışmalar belirli bir kurgunun
içerisinde yer alma mücadelesine dönüşmüştür. Türkiye'de entelektüeller
giderek birbirine benzeyen, aynı dili kullanan, aynı gündemle meşgul olan
karakterler hâline gelmiştir. Artık kamuoyunu bağımsız entelek­tü­el­ler
değil, cemaatler belirlemektedir. Homojenliğe doğru giden bir yolda,
entelektüel bireyin en büyük harcı, yani sorgulama kabiliyeti, tepkisi ve
heyecanı elinden alınmıştır. Prestijli mevkilerden ortalama bir bakış açısı,
ortalama bir sistem eleştirisi getirmek yeterli görünmektedir. Ne muhalif ve
müdahil tepkileri dile getirecek güçlü bir ses yükselmekte, ne de bu
>         sesin alt perdesini oluşturacak belirli bir akla ve sistematiğe
hizmet eden yapıtlar üretilmektedir.
>
>
>
>         Bu durum bizlere, Tanzimat'tan beri süregelen tanıdık bir sendromu
çağ­rıştırmaktadır. Klasik Türk romanlarında müzminleşmiş aydın
profil­lerine sıklıkla rastlamak mümkündür. Recaizade Mahmud veya Hüseyin
Rahmi'nin romanlarında, aydınımızın içinde bulunduğu kriz genellikle
'yabancılaşma' sorunu başlığı altında ele alınmıştır. Esasen bir kavram
olarak 'yabancılaşma', bütünsel bir tavır alıştır. Her türlü bilgi ile
kurulan sorunlu bir ilişkidir. Bizim örneğimizde, yüceltilen ile küçümsenen,
kabul edilen ile reddedilen, bütünsel bir bilginin, bütünsel bir
yabancılaşmanın çerçevesine sığmamakta, farklı yönlere bakan bir güç ve
otorite
>         ilişkisi  kurulmaktadır. Bu durum bazen Batılı bir düşünürün, hiç
bilmeyenler için takdim ediliş şeklinde de tezahür edebilir. Böylelikle,
Türk aydını, bir yandan küçümseyici bir bakışla toplumla kendi arasındaki
elitist mesa­fe­si­ni korurken, diğer yandan bilinçaltında kendinden üstün
olarak kod­la­dığı Batılı bilgi formları karşısında aynı tavrı
gösterememektedir. Bu eşitsiz durum da, bütünsel bir fotoğraf yakalamamızı
engellemekte, aydı­nı­mızı farkında olmadan içinde yer aldığı tehlikeli bir
iktidar avcısı masalına sürüklemektedir.
>
>
>         İÇİNDEKİLER
>
>         ENTELEKTÜEL
>
>         ETYEN
>         MAHÇUPYAN
>
>         Hangi Entelektüel?
>
>         METİN GÖNEN
>
>         Felsefe,  Politika ve Aydın İkilemi
>
>
>
>         OSMANLI
>
>         BERRAK BURÇAK
>
>         19. Yüzyıl Osmanlı Entelektüeli ve Bilimcilik
>
>         KEMAL H. KARPAT
>
>         Aydınlar ve Kimlik: Tarihsel Bir Bakış
>
>
>
>         EDEBİYAT
>
>         ZEYNEP UYSAL
>
>         Bir Toplum Projesinin Peşinde Halide Edip Adıvar
>
>         AHMET OKTAY
>
>         Attilâ İlhan: İmkânsızı Zorlamak
>
>
>
>         BATI
>
>         ZEYNEP DİREK
>
>         Bir Entelektüel Olarak Jean Paul Sartre
>
>         EMRE ZEYBEKOĞLU
>
>         Distinguo Ergo Sum - Carl Schmitt
>
>
>
>         ARKA PLAN
>
>         OKTAY TAFTALI
>
>         Batı Medeniyetinin Mutsuz Çocuğu Entelektüel
>
>         HİLAL ONUR İNCE
>
>         Batılı Muhafazakâr Düşüncede Entelektüellerin Yeri ve İşlevleri
>
>         DERYA GÜRSES TARBUCK
>
>         On Sekizinci Yüzyıl Britanyası Entelektüelleri: Tanımlar,
Platformlar
>
>
>
>         AYDINLANMADAN POSTMODERNİZME
>
>         NAZIM İREM
>
>         Radikalleştirilmiş Aydınlanma Projesi Kıyısında  Entelektüeller ve
Jurgen Habermas
>
>          ALİ ESGİN
>
>         Batı Sosyolojisinin Gündemindeki Entelektüel İlgiler ve Anthony
Giddens
>
>
>
> --------------------------------------------------------------------------
----
>   Yahoo! Mail
>
>   Use Photomail to share photos without annoying attachments.
>
>




BilimselHaber mesaj listesiyle ilgili daha fazla bilgi