[Discussion] PERINCEK'IN WINTERTHUR/UNTERLAND SAVCILIĞI SORUSTURMASININ TUTANAKLARI

gonul@pultar.org gonul@pultar.org
Sat, 30 Jul 2005 09:35:21 +0300


DOGU PERINCEK'IN WINTERTHUR/UNTERLAND SAVCILIĞI SORUSTURMASININ TUTANAKLARI

Sayı: A-1/2005/Brandtour
23 Temmuz 2005-07-29<BR< font>> Saat 20.51

Savcı R. Jaeger ile Gfr Patrick Studerin yetkili oldukları sorguda,
tutanak katibi N. Burri, gözlemci Ali Rıza Görgün, Türkiye Konsolosluğu
Ataşesi Bay Ersoy Yılmaz bulundular.

Yazılı celpname ile getirilen Doğu Perinçekın, sorulara sanık olarak
yaptığı açıklamalar.

Tutanak notu:

Sanığın varolan çevirmene ihtiyaç duymadığını ve Almancayı iyi anlayıp
konuştuğunu belirtmesi üzerine, sorgusu, Almanca yapıldı. Sanığın
sorgusunda gözlemci olarak Avukat Ali Rıza Görgün ve Ataşe Ersoy Yılmaz
bulundu.

Konu

Tutanak notu:

Sanığa,

- Her zaman bir savunman isteyebileceği,
- ifade vermekten kaçınabileceği,
- ifadelerinin ispat aracı olarak kullanılacağı
anlatıldı. Haklarımı anladım. İfade vereceğim, zaten haklıyım. Kaldı ki
hukuk doktoruyum ve savunmamı kendim yapacağım, dedi.

Tutanak notu: Kimliği saptandı.

Soru: 22 Temmuz 2005 Cuma günü, saat 14.00 dolaylarında Glattbruggta
Hilton Otelinde bir basın toplantısına katıldığınız doğru mu?

- Evet doğru.

Soru: Lozan2005 örgütleyicilerinden misiniz?

- Hayır, ben örgütleyici değilim, fakat katılımcıyım.

Soru: Bu toplantıyı kim örgütledi?

- İsviçre, Almanya ve Türkiyedeki Atatürkçü Düşünce Dernekleri ve İşçi
Partisi Ulusal Strateji Merkezi.

Soru: Sizi bu toplantıya kim çağırdı?

- Belirttiğim örgütler.

Soru: Bu basın toplantısının amacı neydi?

- 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşmasının mirasını savunmak.

Soru: Basın toplantısı kamuya açık mıydı?

- Evet.

EN YÜKSEK HAK VATAN SAVUNMASI

Soru: Mikrofonu alıp kısa bir konuşma yaptınız mı?

- Evet

Soru: Orada bulunan medya mensuplarına ve diğer katılımcılara hangi
mesajları verdiniz?

- Dedim ki: Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupanın birçok parlamentosu,
Ermeni soykırımını kabul etti. Bu uluslararası bir yalandır. Bu tarihsel
bir yalandır. O zaman, Birinci Dünya Savaşı koşullarında, üç emperyalist
devlet, İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusyası, bizim anavatanımızı paylaşmak
istediler. Ve biz ülkemizi savunduk. Bu soykırım değil, fakat vatan
savunmasıydı. Vatan savunması, insanlığın en yüksek hakkıdır. Bugün Tages
Anzeiger gazetesini okudum ve orada basın toplantısında benim söylediklerim
konusundaki haber doğru. Konuşmam aynı zamanda televizyon kuruluşlarının
kameraları tarafından da kayda alındı. Bu kayıtları getirtebilirsiniz.

YALAN MI DEDİNİZ

Soru: Siz Ermenilere 1915 yılında yapılan soykırımı yalan olarak mı
nitelediniz?

- Evet yalan olduğunu söyledim ve ayrıca bu konuda bir kitapçık dağıttım.
Bu kitapçığı Neue Züricher Zeitung gazetesine de verdim. Umarım yarın bu
konuda yayın yaparlar.

Soru: Niçin bu umudu besliyorsunuz?

- Çünkü ben yalandan yana değil, fakat gerçekten yanayım. Dünya dönüyor.
Ben aynı zamanda tarihçiyim. Ankara Hukuk Fakültesinde görev yaptığım
zaman Kamu Hukuku meseleleri üzerinde çalıştım ve aynı zamanda Ermeni
sorunu üzerine araştırmalar yaptım ve yazdım. Rus-Sovyet arşivlerinin
belgelerini de inceledim. Binlerce ve binlerce belge kanıtlamaktadır ki, o
zaman yaşanan olaylar halklar arasında karşılıklı kırımdı; soykırım
değildi. Ermeniler, emperyalist devletlere alet oldular. Türkiye, kendi
vatanını savundu. Bu konu en iyi İsviçrede anlaşılır. Bir büyük devlet
eğer Fransızca konuşan İsviçrelileri veya İtalyanca konuşan İsviçrelileri
kışkırtacak olsa ne yaparsınız? O zaman vatanınızı savunursunuz, tıpkı
bizim yaptığımız gibi. En yüksek hak, düşünce özgürlüğü yanında vatanı
savunma hakkıdır. Bu, elbette sizin anayasanızda da var. Ben anayasa hukuku
uzmanıyım. Avrupa anayasalarını biliyorum.

GÖRÜNTÜ KAYITLARI

Soru: Dr. Doğu Perinçekin basın toplantısındaki konuşmasının CD kayıtları
gösterildikten sonra soruldu: Bu konuşma hakkında hangi yorumu yapıyorsunuz?

Soru: Bunlar gerçekler. Gerçeği savunmuş olmak, insanlığı savunmuş olmak ve
Türkiye ile İsviçre arasında dostluğu savunmuş olmak; benim için özel bir
şereftir. İsviçrenin bizim için özel anlamları var. Çünkü Lozan Antlaşması
İsviçrede imzalandı. İsviçre bizim hiçbir zaman düşmanımız olmadı. İsviçre
tarafsız bir devlettir. İsviçre Türkiyeye karşı tertiplerin içinde yer
almadı. İsviçre, Türkiyeye karşı savaş yürütmedi. Benim basın
toplantısında söylediğim her şey, sözümona Ermeni soykırımı üzerine
açıkladıklarım, düşünce ve araştırma özgürlükleri çerçevesi içindedir. Bu
konular, bilimsel araştırma alanına aittir; yoksa parlamentolara değil. Bu,
tarihçilerin ve araştırmacıların konusudur; yasa çerçevesinde ele alınacak
bir konu değildir. Ortaçağın cadı davaları zamanında, bu tür konular
Ortaçağın dinsel otoritelerinin yetkileri içindeydi. Bu soruşturma,
engizisyon soruşturmasıdır; çünkü düşünce özgürlüğüyle ilgilidir. Savcılar
ve mahkemeler, gerçekler hakkında karar verme hakkına ve gücüne sahip
değillerdir. Bu soruşturma, İsviçre hukukuna göre, hukuka ve anayasaya
aykırıdır. Ben korkmuyorum. Gerçeklerden korkan, sizsiniz. Beni buraya
davet etmekle korktuğunuzu gösterdiniz. Beni niçin buraya çağırdınız?
Gerçeklerden korkuyorsunuz. Siz gerçeğin öğrenilmesini istemiyorsunuz.

Soru: Her devletin kendi yasalarını kendisinin yapması konusunda görüş
birliğimiz var mı?

İyi ama uluslararası hukuka karşı yapılan yasalar için değil, anayasaya
karşı değil, insan haklarına karşı yasalar için değil. İnsan hakları,
İsviçre anayasasının temel haklarıdır. İsviçre parlamentosunun
kararlaştırdığı kanun, İsviçre anayasasına aykırıdır. Önümüzdeki yıllarda
İsviçre parlamentosunun bu hatayı bertaraf edeceğini göreceğiz. Biz bunu
İsviçrelilerden bekliyoruz. Çünkü İsviçre halkı iyi bir halk. İsviçre
halkının vicdanı var.

TÜRKİYEDEKİ VATAN HAİNLERİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ

Soru: Türkiyede 1915te yaşanan Ermenilerle ilgili olayları halk katliamı
olarak kabul etmek ceza nedeni mi, yoksa Türkiyede herkes bu görüşü
savunmakta özgür mü?

- Hayır, ceza nedeni değil. Birçok tarihçi ve entelektüel ve vatan haini,
sözde Ermeni soykırımı üzerine yazıyor ve gevezelik yapıyor. Türkiyede bu
görüşe sahip olma özgürlüğü var. Peki siz bu konuyla niçin ilgileniyorsunuz?

Soru: Basın toplantısında başka konuşmacılar da var mıydı?

- Evet, biz İsviçreye Ankara ve İstanbuldan aşağı yukarı 200 seçkin
şahsiyet olarak geldik. Hiltonda basın toplantısının yapıldığı salon
küçüktü, 200 kişiyi alacak büyüklükte değildi. Bu nedenle bazı
arkadaşlarımız koridorlardaydı.

Soru: Mikrofondan kaç kişi konuştu?

- Beş altı şahsiyet. Kıbrıs eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiyenin en
büyük üniversitesinin rektörü Prof. Dr. Kadri Yamaç, E. Korg. Yaşar Müjdeci
ve Lozan2005in iki düzenleyicisi.

Soru: Toplantıya ne kadar yabancı dinleyici katıldı?

- Sizin makamınızın polisleri vardı; bir de İsviçre ve Türk basınından
gazeteciler.

Soru: Biliyor musunuz, basın toplantısı nasıl duyuruldu?

- İsviçre basınına bildirdik. Ayrıca internette bir Lozan2005 sitesi var.
İstedik ki, herkes gerçekleri bilsin.

Soru: İlgilenen herkes bu toplantıya katılabilir miydi?

- Gizli değildi, herkes gelebilirdi.

Soru: Size bu toplantının konusu olarak bildirilen neydi?

- Toplantının konusu, Türkiyenin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü idi.

Soru: Bu toplantı hangi başlık altında yapıldı?

- Bizim için Lozan demek, milletimizin ve vatanımızın bağımsızlığı ve
bütünlüğü demektir.

Soru: Size bir konuşma konusu verildi mi, yoksa konuyu seçmekte serbest
miydiniz?

- Serbesttim. Video kaydında da görüldüğü gibi, söz istedim.

Soru: Konuşmanızın içeriğini yansıtan belli bir çoğaltılmış metin var mıydı?

- Hayır.

ŞÜPHE ETME SUÇU

Soru: Daha önce size, konuşmanızın özünü oluşturan Ermeni halkına katliam
konusunda şüphe etmenin, İsviçrede mesele olarak görüldüğü bildirilmedi mi?

- Bunu biliyorum. Bu kanun hükmü hukuka ve anayasaya aykırıdır. Bu kanun
benim için şaşırtıcı olmuştur. Bu ne biçim kanun? Bu kanun ihtiyaca uygun
değildir.

Soru: Türkiye, yasama, yürütme ve yargı arasında kuvvetler ayrılığını kabul
ediyor mu?

- Evet, bunlar devletin üç işlevidir.

EĞER BİR KANUN ANAYASAYA AYKIRI İSE

Soru: Siz bir hukukçu olarak, yasama organının koyduğu ceza kanunlarının
yargı için bağlayıcı görev olduğu konusunda benimle aynı görüşte misiniz?

- Yargı için bağlayıcı olan anayasadır. Eğer bir kanun anayasaya aykırı
ise, bir savcı anayasanın hükümlerini uygular. Anayasa da bir kanundur,
ancak en yüksek bağlayıcıdır. İsviçrede bulunduğum zaman, benim için
İsviçre anayasası bağlayıcıdır, zira İsviçre makamlarına güveniyorum. İşte
bu güven nedeniyledir ki, özgürce konuştum. Zürihte hukuka uygun davranan
savcıların ve mahkemelerin bulunduğunu sanıyordum; bu yüzden özgürce
konuştum.

İSVİÇRE PARLAMENTOSU İÇİN UTANÇ

Soru: Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Alt Komisyonunun, Avrupa
Parlamentosunun ve İsviçre Millî Meclisinin 1915teki Ermeni olaylarını
halk katliamı olarak kabul etmesine karşı tutumunuz nedir?

- Bunlar yalandır. Bunlar emperyalist yalanlardır. Bu, İsviçre parlamentosu
için bir utançtır.

Soru: Sizin görüşünüze göre, 1915 olaylarında ne kadar Ermeni kurban oldu.

- Yalnız Ermeniler değil, Türkler ve Kürtler de hayatlarını kaybettiler.
Ermeni teröristlerinin Türklere ve Kürtlere uyguladıkları katliamlar da
var. Bu, Almanların deyişiyle bir Völkerschlacht (boğazlaşma, mukatele)
idi. Emperyalistlere karşı bir savaş oldu. Hitler ve emperyalistler bazı
halkları diğer halklara karşı ateşe sürmüşlerdir. Siz, Hitlere karşı
savaşmış olan halkları cezalandırabilir misiniz? Bu İsviçre kanunu, nesnel
olarak Hitlerin tarafındadır.

Soru: Ermeniler, hangi nedenlerle düşünceleri yüzünden hayatlarını
kaybettiler?

- Düşünceleri nedeniyle değil. Rus çarları, çeşitli Ermeni terör
örgütlerini örgütledi ve ateşe sürdü. Örneğin Alman bilim adamı Rohrbach
veya Lenin, şöyle yazdılar: Bakınız, Çarlık Rusyası Ermeni terörist
örgütlerine silah verdi ve Türkiyeye karşı kışkırttı. O zaman İstanbulda
onbinlerce Ermeni yaşıyordu ve öldürülmediler. Çünkü Türk ordusuna karşı
terörist eylemler yürütmemişlerdi.

Soru: İsviçre hukukuna göre, halk katliamını inkâr etmeye, kabaca suçsuz
göstermeye ve haklı çıkartmaya kalkışanlar, cezaya çarptırılır. Bu konuda
ne diyorsunuz?

KANUN KONUSU DEĞİL

- İsviçre kanunu gerçeği inkâr ediyor. Bu bir kanun konusu değil, tarih
konusudur. Bütün hayatı boyunca Türkiyenin dışındaki ve içindeki halkları
savunmuş olan, beni mi cezalandırmak istiyorsunuz? Türkiyede benim
vatandaşım olan herhangi bir azınlığa veya tek bir yurttaşıma bir haksızlık
yapıldığını görsem, üzerine giderim. Benim birçok Ermeni dostum var.

Soru: Bilgilendirilen bir şahsiyet olarak, İsviçre Millî Meclisinin
Ermenilere halk katliamı uygulandığını kabul ettiğini daha önce bilmiyor
muydunuz?

- Evet, böyle bir kanun olduğunu biliyordum. Ben bu kanunu eleştiriyorum.

PROF. DR HALLAÇOĞLUYLA DAYANIŞMA

Soru: Bunu bilmenize rağmen, Glattbruggtaki basın toplantısında, neden
konuşmacı olarak kürsüye çıktınız?

- Bu kanunu daha önce gazetede okumuştum. Hukukçu olarak da bu konuyla
ilgiliyim. Prof. Dr. Yusuf Halaçoğluna karşı bir soruşturma yürütüldüğünü
de duymuştum. Onunla dayanışma gösterdim. Böylece İsviçre halkına ve
İsviçre Millî Meclisine hatayı düzeltmeleri için yardımda bulundum. Ümit
ediyorum ve biliyorum ki, bu soruşturma gerekli olan bu düzeltmeye olanak
sağlıyor.

Soru: Kamu önündeki bu açıklamalarınızla öldürülen Ermenilerin anısını
incittiğiniz suçlamasına ne diyorsunuz?

- Şu çok önemlidir: soykırım başka, bazı Ermenilerin öldürülmesi başka bir
konu. Ben, hiçbir Ermeni hayatını kaybetmiş değildir demiyorum. Bunu biz de
biliyor ve yazıyoruz. Biz o Ermenileri savunuyor ve onlara saygı duyuyoruz.
Biz yalnız ve yalnız diyoruz ki, bu bir soykırım değildir. O zaman soykırım
kavramı yoktu. Irkçılık bize yabancıdır. Çünkü biz bir Asya halkıyız. Bizim
birlikte yaşama kültürümüz var. Osmanlı imparatorluğu Yahudilere ve başka
halklara yardım etmişti.

Soru: Sizin Ermenilere bir halk olarak kişisel tutumunuz nedir?

- Dostça. Ve onların da bana tavrı dostçadır. Çünkü ben, Türklerin ve
Ermenilerin barış içinde birlikte yaşamış oldukları bir yerden geliyorum.
Birçok Ermeni benim dostça tutumumu anlatabilir. Ben 1972 ve 1980lerde
hapiste olduğum zaman, bana hediye gönderdiler.

İADE EDİYORUM

Soru: Irkçı davranışta bulunduğunuz yolundaki somut suçlamayla ilgili
cevabınız nedir?

- Irkçı olsaydım, utanç duyardım. Ben bilimsel sosyalistim. Irkçılık, benim
için küfürdür. Bu küfürü reddediyorum.

Soru: İşçi Partisinin genel başkanı olduğunuz doğru mu?

- Evet.

TÜRK DEVLETİNE VE ASKERE TUTUMUNUZ?

Soru: Türk devletine tutumunuz nedir?

- Ben Türkiye millî devletinin savunucusuyum. Ben Kemalist Devrimin
savunucusuyum. Ancak ben, Türkiyedeki ABD yanlısı iktidar sahiplerine ve
mafya-tarikat iktidarına karşı mücadele ediyorum.

Soru: Askeriyeye yakın bir konumda mısınız?

- İster asker ister sivil, bütün yurtseverlere yakınım. Askeri
hapisanelerde sekiz yıl yattım. Çünkü 1971 ve 1980de iki Amerikancı darbe
oldu. Ben Türkiyeyi savunanlarla birlikteyim, ancak Amerika ve emperyalizm
yanlısı hükümetlerin ve iktidar sahiplerinin karşısındayım.

AVRUPA BİRLİĞİ SORULARI

Soru: Siz, Türkiyenin Avrupa Birliğine yakınlaşmasına karşı mısınız?

- Ben AB üyeliğine karşıyım. Ancak Avrupanın dostuyum. Ben bağımsız bir
Avrupadan yanayım, ABDden bağımsız bir Avrupadan. Türkiye bağımsızlığını
korumalı. Avrupa Avrupadır ve Türkiye de Türkiyedir. Örneğin İsviçre
ABye dahil değil. Benim görüşüme göre, İsviçrenin bu tutumu doğru.
Dünyadaki bu tutumlar da doğru.

Soru: Lozan2005, Türkiyenin Avrupadan sözünü etiğiniz bu bağımsızlığını
göstermek amacıyla mı yapılıyor?

- Evet, göstermek ve savunmak. İsviçre makamları buna izin verdi.
Ankaradaki İsviçre Büyükelçiliğinin gösterdiği dostluğa teşekkür ederim.

Soru: Sizin dün Hilton Otelinde yaptığınız konuşma da, Türkiyenin
Avrupadan bağımsızlığına mı hizmet ediyordu?

- Evet, elbette. Ama aynı zamanda İsviçre ile Türkiye arasındaki dostluğa
hizmet ediyordu. Bu dostluk, karşılıklı bağımsızlık ve eşitliğe dayanacaktır.

SUÇUN EYLEMLERİ

Soru: Özetle size şu suçlama yöneltilmektedir:

Sanık Doğu Perinçek,

" kamu önünde sözle, yazıyla veya resimle, küçük düşürmek veya aşağılamak
nedenlerinden biriyle, insanlığa karşı halk katliamını inkar etmeye, kabaca
suçsuz göstermeye, veya haklı çıkarmaya kalkışma suçunu

şu eylemlerle gerçekleştirdi:

Sanık, Hukuk doktoru, yayıncı, Türkiye İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı, 22
Temmuz 2005 Cuma günü, saat 14.00 dolaylarında, Zürichin Glattbrug semti
Hohbühlstrasse 10daki Hilton Otelinde, Lozan Antlaşmasının (Türkiye
Cumhuriyetinin bağımsızlığını tanınması) 82. yılı nedeniyle Türk
dernekleri tarafından örgütlenen kamuya açık basın toplantısı sırasında,
toplanmış olan 100 kadar katılımcının önünde, konuşmacı olarak yer almış ve
mikrofon aracılığıyla, Almanca olarak, özetle, Ermeni soykırımı denen
şeyin, uluslararası bir yalan olduğunu, tarihsel bir yalan olduğunu, ABD ve
Avrupa emperyalistlerinin aleti olduğunu ilan etmiştir.

Sanık bu eylemini, uluslararası halklar topluluğunun, Birleşmiş Milletler
İnsan Hakları Alt Komisyonunun 29 Ağustos 1985 ve Avrupa Parlamentosunun
18 Haziran 1987 tarihli ve İsviçre Millî Meclisinin Osmanlı devletindeki
1915 yılı olaylarını Ermenilere karşı halk katliamı olarak kabul eden
kararlarında savunulanları bilmesine rağmen, karşıt konumunu İsviçrede
savunmak yoluyla, yasayı ihlal etmenin sonuçlarını göze almıştır.

Bu konuda ne diyorsunuz?

- Ben, Hitlerin Yahudilere ve diğer halklara yaptığı halk katliamlarını
inkar etmiyorum. Ben, Amerikalıların Kızılderililere ve bugün Iraklılara
yap;tığı halk katliamını inkâr etmiyorum. Eğer Ermenilere karşı bir halk
katliamı olsaydı, o zaman ben, bu halk katliamına, İsviçre Millî
Meclisinden önce en ön sırada tavır alırdım.

ÇÜNKÜ EMPERYALİST BİR PARLAMENTO

Soru: BM İnsan Hakları Alt Komisyonunun ve Avrupa Parlamentosunun nasıl
olup da Ermenilere karşı soykırım yapıldığı sonucuna varmış olmaları
konusunda, bize bir açıklamanız var mı?

- Çünkü Avrupa Parlamentosu emperyalist bir parlamento. Avrupa Parlamentosu
Türkiyenin bağımsızlığına karşı. Lanetli ve menhus politik amaçları
nedeniyle bu kararları aldılar. Ermeni soykırımı iddiasını taşıyan
kanunlar, emperyalistlerin aletidir; yoksa insan özgürlüğünün ve insanlığın
aracı değildir. Beni bu sorguya çağırdığınız için çok memnunum. Böylece
İsviçre halkının gerçekleri bilmesine yardımcı olabileceğim. Eğer siz savcı
olarak, bu davayı yargı önüne getirecek olursanız, İsviçre halkı bu konuda
çok şey öğrenecek.

Soru: Ermeni soykırımını herkesin önünde yalandır diye açıklamakla, ceza
kovuşturması yürüten makamların bu konuda sizi davet etmelerini mi istediniz?

- Hayır, benim amacım bu değildi. Ancak benim gerçeğin yanında durmak için
yeterli cesaretim var. Ben kendi ülkemde de böyle yaparım, Düşüncelerim ve
emekçileri savunan örgütlenmelerde bulunduğum için, Türkiyede hapislerde
yattım. Otoritelerden korkmam. Yalnız gerçeği savunmamış olmaktan korkarım.
Gerçeğe sadakat, benim için bir hayat ilkesidir.

Soru: Ceza Kanununun 26. maddesinin 1- 4. fırkaları düzenlenmiş olan
ırkları aşağılamaya ilişkin hükümlerin içeriği göz önünde tutulursa, hukuki
savunmanız nedir?

- Ben, halk katliamını inkar etmedim. Yalnızca yalanı reddettim. Bütünüyle
suçsuzum. Ben halk katliamını inkar etmiyorum, fakat yalanı reddediyorum.
Yalnız gerçekler inkâr edilebilir. Yalan ise ancak ve ancak reddedilir.

ORTAÇAĞIN ENGİZİSYONUNU DİRİLTMEYİN

Soru: Ekleyeceğiniz bir şey var mı?

- Avrupa halkları, Ortaçağın engizisyonları sırasında birçok facialar
yaşadılar. Lütfen engizisyonu yeniden canlandırmayın. Engizisyon, düşünce
özgürlüğünü ve aynı zamanda vicdan özgürlüğünü cezalandırıyordu.
Engizisyon, vicdan özgürlüğüne karşı cadı avcılığı yaptı. Ermeni sorunu
veya 1915 yılındaki olaylar üzerine görüşler, düşünce ve vicdan özgürlüğü
çerçevesi içindedir. Ben bir bilim adamıyım ve bu konuyu araştırmak ve hem
Türkiye halkını, hem de İsviçre halkını bu konuda bilgilendirmek benim
görevimdir.

SAVCILIĞIN SINIRLARI

Soru: Yeniden serbestsiniz ve tutanağı gözden geçirdikten sonra,
planladığınız gezinize devam edebilirsiniz. Ancak İsviçrede Ermenilere
halk katliamı yapıldığını yalan olarak nitelemeye son vermenizi, size
ısrarla ve zorunlu olarak tavsiye ederim.

- Bunu tebellüğ ettim. Ancak size savcılık görevi dışında böyle nasihatte
bulunamayacağınızı bildiririm. Sizin ancak bu konuyu mahkeme önüne getirme
hakkınız bulunuyor. Yalnız İsviçre mahkemeleri bu konuda hüküm verebilir.
Ben, İsviçre Anayasasına göre hüküm verecek olan İsviçre hakimlerine
güveniyorum.

İsviçrede avukata ihtiyacım yok. Eğer davet edilirsem, İsviçreye kendim
gelirim. Mahkeme celpnamesi, İstanbul veya Ankaradaki iş adresime
yollanabilir. Zamanın belirlenmesinde temas kurulabilir. Uluslararası
hukuki yardım yoluyla ifade alınmasını istemiyorum. Ancak davetiyenin bir
örneğinin, Türkiye Başkonsolosluğunun bilgisi için, Ataşe Ersoy Yılmaza
yollanmasını diliyorum.

Sorgulamanın sonu: Saat 23.00.

Bizzat okunmuş ve onaylanmıştır.




Turkistan Newsletter Fri, 29 Jul 2005 18:47:09