[Discussion] Kibris konusunda iki görüs

Gonul Pultar gpultar@cstgroup.org
Tue, 27 Apr 2004 09:45:31 +0300


Sayin meslektaslar,

Asagida, iki zit görüslü denilebilecek "site"den, 
biri Tarih Vakfi'nin elektronik sitesinden, ikincisi
Mehmet Tütüncü'nün "Türkistan Bülten"inden, Kibris'taki
son gelisme hk. birer "mütalaa" var. Ilgilenenlerden 
yorum gelir ümidiyle gönderiyorum.

Saygilarimla,
Gönül Pultar 
  



[tarihegitimi] Digest Number 467
tarihegitimi@yahoogroups.com
Date: Sun, 25 Apr 2004 05:40:27 -0700 (PDT)
From: Ulus Irkad <ulusirkad@yahoo.com>
Subject: KIBRIS'TA BUNDAN SONRASI

 
 
REFERANDUM ÜZERİNE DEĞERLENDİRME VE GELECEK ÜZERİNE
 
Dün Kıbrıs, tarihinde görmediği önemli bir olayla karşılaştı. Kıbrıs Türk halkı çözüm ve birleşme için kaderini belirledi. Annan Planı'nı ve AB üyeliğini birlikte oyladı. Güney'de hayır çıkması esasında birçok konuları da içeren ve araştırılması gereken bir konu. Yani şunu biliyoruz Kıbrıslı Rumların geneli de ülkenin bölünmesini istemiyor. Kıbrıslı Rumların "hayır" demesine sebep olan çeşitli faktörler var.1974 olaylarında işgale uğramaları ve de evlerini terketmeleri belki de en büyük ana faktör. Elbette ki aralarında kendi özeleştirilerini yapacak olan demokrat aydın insanları da olacaktır. Hatta belki de bugünden eleştiri çarkı başlamıştır.Dünyanın çeşitli üniversitelerinden mezun akıllı eğitimli uzman aydınları mevcut.Bunun yanında ben kendi tarafımıza da eleştiri getirmez değilim. Acaba diyorum biz de Kıbrıslı Rumlara evet demeleri için gereken güvenceyi vermedik mi? Mesela Beşparmakların üzerinde Denktaş'ın ve Türk Ordusu'nun yaptığı o büyük KKTC bayrağı her gün için nasıl barış mesajları vermektedir? Bunun insan ruhuna travması nasıl olur acaba? Tepkisel olarak bir milliyetçiliğin uyanmasına sebep olmaz mı? Seneler önce orta yaşlı bir Kıbrıslı Rum meslektaşa niye milliyetçilik hakim sizin toplumunuzda diye sorduğumda: "O bayrağı görüyor musun? O bayrağı gördük sonra gel de milliyetçi olma " demişti. Peki ama Kıbrıslı Rum kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın da şöyle düşünmeleri gerekmiyor mu: "Tamam biz de 1974 yılında bunca malı ve toprağı bırakarak Güney'e gittik ama bizim gibi Güney'den Kuzey'e göçeden Kıbrıslı Türkler de aynı şekilde mallarını bırakarak Kuzey'e gittiler. Evet, sadece acı çekenler bizler değildik. Bizler 1974 yılında bu acıları çektik ama bizim gibi 1963 yılında acı çeken Kıbrıslı Türkler de vardı. Annan Planı'nda kaybedecekler varsaydı Kıbrıslı Türkler de bunların arasındaydı."
 
Esasında Kıbrıs'ta her iki toplum da acılar çekmişti. Annan Planı sadece bizlere tekrar birlikte yaşama olanağı sağlayacaktı. Tabi ki 1963 yılından beri her iki toplumun birlikte yaşama olanakları engellenmişti. Ama işte emperyalist bir Plan olsa bile Annan Planı ilk defa bizlere böyle bir olanağı sunacaktı. Kıbrıslı Rumların genelinin aslında Türk Ordusu ve yerleşik TC'lilere karşı bir tepkisi mi vardı? Belki de vardı. Bu nüfusun 1974 sonrasında devamlı olarak Türkiye egemenleri tarafından adaya pompalanması gerçeği yaşanmaktaydı ama ilk defa olarak bu görüşmeler sırasında TC'deki militer güç geriye çekilerek işgal etmiş olduğu topraklardan %10 kadarıyla içeriye de bir o kadar Kıbrıslı Rum'un gelmesine izin veriyordu. Belki de Kıbrıslı rum vatandaşlarımız bu olanağı kullanmalıydılar. Yoksa bu fırsatı bulmak da artık olanak halinde olmayacaktı. Bu durumdan sonra Türkiye bürokratik kastı statükoyu devam ettirmek içn sertleşecek ve kapıları tekrar kapatacak mıydı? Kapatabilirdi ama 1 Mayıs 2004'ten sonra artık Kıbrıs tümüyle AB üyesiydi ve Kıbrıslı Türklerin tepkisi Türkiye militarizmine karşı daha da büyük olacaktı.
 
Esasında sorunun bam teline gelmek istiyorum. Cuma günü 23 Nisandı. Öğretmen olmama rağmen o gün kendime tatil ilan ederek referandum öncesi Güney tarafının görüşlerini öğrenmek istedim. Öncelikle doktora öğrencisi olan Avustralya'dan gelen Kıbrıslı Rum hanım bir arkadaşla buluştum. Adı Christalla olan bu hanım arkadaştan evet'lerin durumunu öğrenmeye çalıştım bana az olacağını söyledi. Hayırların günlerdir etrafta kol gezdiğini büyük büyük posterlerin caddelere asıldığını söylüyordu. Eğer %30 civarında evet çıkarsa bunun büyük bir başarı olacağını söylüyordu.
 
Bu hanım arkadaşla görüştükten sonra İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan Prof. Zenon Stavrinides adlı arkadaşım ve onun doktora öğrencisi olan  Chara Macriani adlı hanım arkadaşla buluşarak Chara'nın anne ve babasının evlerine gittim. Aile tümüyle evetçiydi ve resmi Kıbrıs Rum politikalarını da eleştiriyordu. Daha önce Cumhurbaşkanlığı yapan Vasilou'nun partisini destekliyorlardı ve kültürlü bir ortamda olayı tartışmaya başladık. Arkadaşım Zenon Stavrinides Kıbrıslı Rumlarda hala daha milliyetçiliğin etkin olduğunu ve maalesef iyi bir özeleştiri çarkının çalışmadığını söylüyordu. Ona göre ne Papadopulos'un ne de AKEL komünist Partisi'nin AB'ye hazır olmadıkları bunun yanında Kıbrıslı Türklerle bile birlikte beraber yaşamaya hazır olmadıklarını söylüyordu. Güney'deki "hayırların" bu kadar büyük olmasına sebep de ona göre buydu. Chara, evet konusunda oldukça ümitsizdi ve evet oyunu kullanmak için iki günlüğüne İngiltere'den gelmişti.
 
Ben, ne isterse olsun bizlerin de o güveni Kıbrıslı Rumlara veremediğimizi, Türkiye devletinin de ta başından beri uygulamış olduğu politikalarla hala daha güvensizlik aşıladığını belirttim. Örneğin mitinglerde(İlk mitingden sonra AKP Türk Bayraklarının taşınmasını talep etti) Türk Bayraklarının taşınması ve de Kıbrıs Bayraklarının yasaklanması da bana göre falsoluydu ve Arınç gibi adamların tepkilerini çekmemek için CTP'nin aldığı bir tedbirdi ama bu karşı tarafın tepkilerini çekebilirdi. bunun yanında daha ilk anlardan itibaren Türk Milliyetçiliği gibi Kıbrıs Türk Milliyetçiğinin bayraklaştırılması da yanlıştı. Genç TV gibi kanallar bunu çok işledi. CTP ve BDH gibi partilerin daha işin başında Kıbrıslı Rumları rakip göstererek TC ile beraber hareket edilmesi konusunda konuşmalar yapmaları da Kıbrıs Rum tarafının tepkilerini muhakkak üzerine çekmiştir. Güven sarsmıştır. "Tamam politika icabı evet diyecektik de acaba biz Kuzey Kıbrıs'ta çok kültürlü bir düzen için insanlarımızı eğittik mi?" diye soruyordum. Sanırım herkesin bu konuda yanlışı vardı. Kıbrıslı Rum aydınların kendilerini bizim de kendimizi bu konuda eleştirmemiz gerekiyordu. Dektaş-TC rejiminin 30 yıldır bizlere yaptıkları da muhakkak bu mekanizmada es geçilemezdi. 1974 sonrası rejimin baskılarından dış dünyaya göçeden seksen binleri mi unutalım yani? Hele hele Kıbrıs'ın sırf taksim edilmesi için döndürülen dolapları, Sayın Denktaş'ın ağzında devamlı olarak ağzına sakız yaptığı AKRİDAS PLANI öyküsü dışında kendisinin de hazırladığı ve hiçbir tarih kitabında yer almayan GEÇİCİ MERHALE PLANI'nı şimdi görmezlikten mi gelelim? Dahası 1959 yılında "Bu davada bize ölüler de lazım" dediğini unutalım mı? Birçok olayda sırf insanlar Kıbrıslı Rumlar tarafından öldürülsün ve haklılık kazanılsın diye yapılan tahrikleri mi unutalım? Yoksa EOKA'cıların verdikleri silahlarla TMT'cilerin Kıbrıslı Türk ilericilerini katlettiklerini mi unutalım? Malum Sayın Denktaş herzaman TMT'yi kuran kişi olarak öğünür.
 
Referanduma işte böyle geldik. Bunca yıldır ekilenler, taksim politikaları, aşılanan güvensizlik ve nefret politikaları bu durumları yarattı. 1974 sonrası ilk defa yakaladığımız olanaklarla 1989 yılında başlatılan İki toplumlu aydınlar hareketi, önceleri Ledra Palace'da yapılan toplantılar sonra da Pile köyünde çektiğimiz sıkıntılar... Polis takipleri, tutuklamalar ve şimdi de sayın Denktaş'ın hala daha pişkin pişkin başımızda  boza pişirmesi.
 
Cuma günkü gözlemlerimden sonra referandumdaki sonuçlar az çok belli olmuştu. Zenon Stavrinides bir aralık bana şunu da söyledi: "Bana göre Kıbrıslı Türkler de iki ayrı devletten taviz vermiyorlar. Ne olduysa Statükoya karşı olmalarından oldu. Ama taksimi kaldıracaklar diye bir durum görmüyorum. Senin gibi veya benim gibi istisnaların istisnaları birşeyi değiştiremez.Ama gene de birşeyler olacak. Bizimkiler bu imtihanı galiba bu defa geçemeyecekler. Ama sizinkilerin de ne yapacağını göreceğiz."
 
Esasında referandum Kıbrıslı türklerin çözüm ve Annan Planı'nı olumlu oyladıklarını gösterdi . Kıbrıslı Türkler ekonomik ve de politik olarak sıkışmış durumdaydılar. Bundan sonra ne olur o da AB'ye kalacak. Ama yine de oturmamak ve de çalışmak gerekiyor. bana göre Kıbrıslı Türkler Kıbrıslı Rumlarla diyaloğa ve de işbirliğine devam etmelidirler. Kıbrıs Rum toplumunun Kıbrıslı Türklerde ve de Türkiye'deki değişime yanıtsız kalacaklarını sanmıyorum yeter ki barış, birleşme ve de kardeşlik doğrultusundaki mücadeleye devam edilsin.
 
ULUS IRKAD 
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Turkistan Newsletter Mon, 26 Apr 2004 18:23:34
Turkistan Bulteni ISSN:1386-6265
TURKISTAN-N@NIC.SURFNET.NL
<<>><<>><>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<>><<><<

KIBRIS'TA REFERANDUM SONUÇLARININ ANLAMI

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk


Nihayet, referandum yapy'ldy'. Referandumda oy kullanan Rumlar'y'n % 75'i,
Türkler'in de % 35'i "hayy'r" dedi. Tersinden gidilir ise, Rumlar'y'n % 25'i,
Türkler'in de % 65'i "evet" dedi.

Bu tablo ne anlama geliyor?

I. Bu tabloya, önce genel olarak, bazy' anlamlar yüklenebilir.

Birincisi, Ada'da ya?ayan ve referanduma katy'lanlary'n % 65'i Annan
Belgesi'ne "hayy'r" demi?tir. Yani, Ada'da ya?ayan insanlar, Annan
Belgesi'nin çizece?i sy'ny'rlar/esaslar içinde bir arada ya?amak
istemediklerini açy'klamy'?lardy'r. Bu, Annan Belgesi'nin gündemden dü?tü?ü
anlamy'na gelir.

Y'kincisi, Annan Belgesi ilk ortaya çy'kty'?y' zaman, bu saty'rlary'n yazary'
tarafy'ndan, belgenin Ky'bry's konusundaki inisiyatifin bütünüyle AB'ye
geçmesini önlemek amacy'yla, BM tarafy'ndan gündeme ta?y'nmy'? oldu?u,
arkasy'nda ABD ve Y'ngiltere'nin oldu?u ifade edilmi?ti. Referandumdan çy'kan
sonuç, ABD-Y'ngiltere ikilisinin ba?ary'ly' olamady'klary'na i?aret etmektedir.
Önümüzdeki günlerde (Mayy's ayy' ba?y'nda) Güney Ky'bry's Rum Yönetimi(GKRY)'nin
Ky'bry's'y'n bütünü ady'na AB'ye katy'laca?y' dikkate aly'ny'rsa, referandum
sonucunun AB'nin i?ine geldi?i soncuna ula?y'ly'r. AB, Mayy's ayy' ba?y'ndan
itibaren, hem Ada'ny'n güneyine yerle?ecek, hem de Ada'ny'n kuzeyi üzerinde
"i?gal alty'ndaki AB topraklary'" söylemleri ile söz sahibi olacakty'r. Bu
i?ten, en karly' çy'kan AB olmu?tur. Bu, belki bir açy'dan da, 1990
sonrasy'nda, AB'nin ABD kar?y'sy'nda elde etti?i en ciddi siyasal ba?ary'
sayy'labilir.

Üçüncüsü, 1974-2004 arasy'nda Ada'da cereyan eden sükunet dönemi dikkate
aly'ndy'?y'nda, ya?ananlar "kabuk ba?lamy'? bir yarany'n ka?y'narak kanaty'lmasy'"
anlamy'na gelecektir. Önümüzdeki dönemin, bir sorun/kriz alany' olarak,
Ky'bry's'y'n isminin sy'kça geçece?i bir dönem olmasy' ihtimali yüksektir.

Dördüncüsü de, ya?ananlary'n, Türk tarafy'ny'n ulusal onurunu zedeledi?idir.
Ankara, AB kar?y'sy'nda ne duruma dü?mü?se; Ky'bry's Türk halky' da Rumlar
kar?y'sy'nda ayny' duruma dü?mü?tür. AB, "sizi almayaca?y'z" diyor, bunun
i?aretlerini veriyor, Ankara y'srarla kapy'yy' çaly'yor: "beni içeri al' diye".
Ayny' ?ey, referandum ile, Ky'bry's'ta da ortaya çy'kmy'?ty'r. Rumlar çok yüksek
bir oranla, "hayy'r, Türkler ile beraber ya?amak istemiyorum" diyor, Ky'bry's
Türk halky' ise, "ille de ben seninle birlikte ya?amak istiyorum" diyor. Bu
olacak i? de?il! Böyle bir tabloda, zoraki beraberli?in bary'? ve sükunet
içinde olmasy' mümkün görülmemektedir.

II. Referandum sonucuna Türk tarafy' açy'sy'ndan baky'ldy'?y'nda ise ?u sonuçlara
ula?mak mümkündür:

Öncelikle, Annan Belgesinin içeri?ine ve referandumda Rum tarafy'ndan çy'kan
sonuca baky'ly'r ise, Ky'bry's Türk halky'ny'n çok tehlikeli bir duruma dü?mekten
kurtulmu? oldu?u görülür. Özellikle, Rum tarafy'na by'raky'lan Federal Adalet
ve Y'çi?leri Bakanly'klary'ny'n belgedeki yetkilerine baky'ly'r ise, Türk
tarafy'ny'n büyük bir tehlikenin ky'yy'sy'ndan geçmi? oldu?u dü?ünülmektedir.
Ky'bry's Türk halky', bugünkü ekonomik durumlary'ny' "mumla arayacaklary'" bir
duruma dü?mekten kurtulmu?lardy'r.

Y'kincisi, Türkiye, ilk baky'?ta, 1960 sisteminden gelen kazany'mlary'ny'
korumu? gözükmektedir. Ancak, bu, büyük ölçüde, önümüzdeki dönemde Ky'bry's
konusunda i?leyecek yeni sürecin içeri?ine ba?ly' olacakty'r.

Üçüncüsü, Annan Belgesi gündemden dü?mü?tür. Ancak, Türkiye ve Ky'bry's Türk
halky' bu belgeye (ve içeri?ine) "evet" demi?tir. Bunun, önümüzdeki dönemde
ba?layacak Ky'bry's sürecinde Türkiye'nin önüne konulmasy'ny' beklemek gerekir.
Türk tarafy', bu yöndeki bir tezi hangi kar?y' tezi ile kar?y'layacakty'r,
bunun üzerinde aly'?masy' gerekmektedir.

Dördüncüsü, referandumdan hemen sonra Cumhurba?kany' Denkta?'y' kar?y'sy'na
alarak, istifa etmesi gerekti?ini söyleyenler için, Denkta? faktörü bir
tutamak noktasy' olacakty'r. Önümüzdeki dönmede ba?layacak süreç içinde Türk
tarafy'na Annan Belgesine 'evet' dedi?ini maksatly' olarak haty'rlatacak
olanlara kar?y', Denkta?, bir direnç noktasy' olacakty'r. Ayry'ca, yine bu süre
içerisinde, Denkta?(hayy'r)-Talat(evet) ikilisinin, Türk tarafy'ny'n savunma
yapmasy'nda ve bazy' önerileri savu?turmada i?e yarayaca?y' da unutulmamaly'dy'r.

Be?incisi, referandum sonucunun, yakla?y'k 30 yy'ldy'r Türk tarafy'na uygulanan
siyasal ve ekonomik ambargonun ne kadar haksy'z oldu?unu ortaya koymasy'dy'r.
Buna ba?ly' olarak, uluslar arasy' kamuoyu, önümüzdeki dönemde ambargolary'n
kaldy'ry'lmasy' konusunda izleyece?i siyaset ile, bir samimiyet sy'navy'ndan
geçecektir. Ancak, yaky'n tarihimize ili?kin olaylara baky'ldy'?y'nda, ortaya
çy'kan bu tür olumlu havalary'n, Rum-Yunan ikisi ile ilgili sorunlary'n hiç
birinde somut sonuçlary' beraberinde getirmedi?i görülmü?tür. O itibarla,
referandum ile, Türk tarafy'ny'n iyi niyetini ortaya koymu? olmasy' yeterli
de?ildir. Bir uzla?y'dan bahsedilebilmesi için, taraflary'n irade
beyanlary'ny'n her ikisinin de ayny' yönde olmasy' gerekir. Ky'bry's Türk halky'
"evet" derken, Ky'bry's Rum halky' daha büyük bir oranla "hayy'r" dedi?i için,
bu tablodan Ky'bry's Türk halky' lehine fazla olumlu ?eyler beklememek
gerekir. Hele Ankara'ny'n ve Kuzey Ky'bry's Türk Cumhuriyeti'nin, bu olaydan
tany'nma yönünde yararlanma gibi bir niyet içinde olmady'klary' ortada iken,
olumlu bir beklenti havasy'ny'n yaraty'lmasy' gerçekçi olmayacakty'r. Ma?durlar
bu yönde bir talep içinde de?ilken, muhataplary'ny'n bu yönde ady'm atmalary'
abes olacakty'r.

Ancak, ?unu ifade etmek gerekir ki, Kuzey Ky'bry's Türk Cumhuriyeti'nin
Türkiye dy'?y'nda ba?ka devletlerce de tany'nmasy', Türkiye'de AKP'nin, Ada'ny'n
kuzeyinde de CTP'nin siyasal konumlary'ny' önemli ölçüde güçlendirecek ve
iktidar mevkiinde kaly'? sürelerini, uzatabilecektir.

Alty'ncy'sy', Ky'bry's konusunun önümüzdeki dönemde ciddi bir kriz ve gerginlik
konusu olarak ortaya çy'kmasy', Türkiye'nin hareket serbestisini
ky'sy'tlayabilir. Türkiye, kar?y'la?aca?y' e? zamanly' kriz ve gerginlikler
nedeniyle, direnme ve dayanma gücünü önemli ölçüde kaybedebilir. Bu da,
Türkiye'nin, bölgeyi konu edinen senaryolarda etken de?il, edilgen bir
konumda yer almasy'na yol açabilir. Büyük Orta Do?u Projesine bu ba?lamda
baky'labilir.

Yedincisi, referandum sonuçlary'ny' içeren bu tablo kar?y'sy'nda, Türkiye'nin
AB üyeli?inin oldukça zora girmi? oldu?u sonucuna ula?y'labilir. AB üyesi
Rumlar'y'n bu kadar açy'k ve net bir ?ekilde istemedi?ini ortaya koydu?u
Türkler'in, buna ra?men AB'ye kabul edilmesi dü?ünülemez. Çünkü, aksi, bu
tablonun arkasy'ndaki sorununun AB'ye ta?y'nmasy' anlamy'na gelecektir. Ortaya
çy'kan tablo, Türkiye'yi AB'ye almak istemeyen AB üyesi ülkelerin elini
kuvvetlendirecek, onlara yeni bir ret gerekçesi sa?layacakty'r.

III. Rum-Yunan ikilisi açy'sy'ndan referandum sonucuna baky'ly'r ise, ?u
sonuçlara ula?y'labilir:

Her ?eyden önce, Ada Rumlary''ny'n Atina'dan uzakla?acaklary' bir sürecin
ya?anmasy'ny' beklemek gerekir. Papadopulos, Atina'ya ra?men "hayy'r"
kampanyasy' açmy'? ve bunda çok ciddi bir ba?ary' elde etmi?tir. Referandum
sonucu, Papadopulos'un Ada'daki siyasal konumunu peki?tirecek ve bu peki?me
de Atina'ya mesafeli durmasy'ny' besleyecektir.

Y'kincisi, Rum tarafy'ny'n Mayy's ayy' ba?y'nda hukuksal olarak AB üyesi olduktan
sonra, kuzeye yönelik olarak, önce Türk tarafy'ny'n "evet" dedi?i Annan
Belgesinin kendi i?ine gelen yanlary'ny' içeren yeni bir çözüm paketi
hazy'rlayy'p bunu uluslararasy' kamuoyunun önünde Türk tarafy'na tevdi etmesi,
sonra da bu önerinin reddi üzerine AB üyeli?inden ve Moskova ile
yaky'nla?madan aldy'?y' güç ile, "i?gal alty'ndaki topraklary'ny' kurtarmak için"
kuvvete dayaly' yeni oyunlara ba?vurmasy' ihtimali dü?ük olmayacakty'r.

Üçüncüsü, Rumlar'y'n Atina'dan uzakla?masy', ilk baky'?ta Ege sorunlary'ny'n
gündemde gelece?i durumlarda Türkiye'nin i?ine gelen bir durum olarak
yorumlanabilir. Ancak, Ege'de yükselecek tansiyonun, Rumlar'y'n i?gal
alty'ndaki topraklary'ny' kurtarmasy'na katky'da bulunabilece?i dikkate
aly'ndy'?y'nda, Rum-Yunan ikilisindeki ayry'?many'n ky'sa vadede prati?e
yansy'masy'ny'n güç olaca?y' sonucuna ula?y'lmaktady'r. Ancak, uzun dönemde bu
ayry'?many'n gerçeklik kazanabilece?ini bir kenara yazmak gerekir.

IV. Referandum sonuçlary'na uluslar arasy' politikada birbirleriyle rekabet
eden aktörler açy'sy'ndan baky'ldy'?y'nda, ?u de?erlendirmeleri yapmak mümkündür.

ABD açy'sy'ndan bu tabloya balky'r ise, ba?langy'çta da ifade edildi?i üzere,
ABD geli?melerden en çok zarar görmü? taraf olmaktady'r. Çünkü, Annan
Belgesi, bütün Ada'da, büyük bir ço?unlukla kabul görmemi? ve Ky'bry's
Adasy'ny'n, önümüzdeki günlerde bir bütün olarak AB'ye katy'lmasy'ny'n önünde
bir engel kalmamy'?ty'r. Bunun anlamy', Ada'ny'n bir bütün olarak AB'nin
kontrolüne girece?i; "i?gal edilmi? AB topraklary'" söyleminin dolayly'
olarak yeni muhataby'ny'n ABD olaca?y'; "askerden ve silahtan ary'ndy'rma"
tezinin bundan böyle Ada'daki Y'ngiliz varly'?y'ny' hedef alaca?y'dy'r.

Bu iki ülke için, Ada'da "sonun ba?langy'cy'" olacak bir sürecin ba?lady'?y'
söylenebilir.

Peki, bu geli?meye ra?men, ABD, Ky'bry's Adasy''ndan vazgeçer mi? Hayy'r. Bu,
e?yany'n tabiaty'na ayky'ry' bir durum olur. Çünkü, ABD'nin ulusal güvenlik ve
çy'kar algy'lamalary'nda, Ada'ny'n ve Ada üzerinden kontrol edilebilen
co?rafyalary'n çok önemli bir yeri vardy'r. Bu itibarla, ABD'nin Ada'dan
çekilmeyi, meydany' AB'ye by'rakmasy' beklenemez. ABD, bu ko?ullarda, aly'nan
i?aretlerden de anla?y'ldy'?y' gibi, Ada'ny'n kuzeyinde resmen askeri tesis ve
kolayly'k imkany' elde etme yoluna gidecektir. Kuzey Ky'bry's Türk Cumhuriyeti
ile tany'ma ili?kisine girmeden, ancak referandumdan önceki ili?kilerinden
biraz daha farkly' bir ili?ki düzeni içine girerek, bu ba?lamda askeri
varly'k bulunduraca?y' imkan ve kolayly'klar elde etmek isteyecektir.

Bu yy'l ABD'de yapy'lacak Ba?kanly'k seçimleri nedeniyle, Bush ve di?er Ba?kan
adayy', Rum-Yunan lobisini kar?y'lary'na almaktan çekinecekler ve bu nedenle
de, Kuzey Ky'bry's Türk Cumhuriyeti'nin ABD tarafy'ndan tany'naca?y'
beklentisini do?urmaktan kaçy'nacaklary' dü?ünülmektedir.

Kuzey Ky'bry's Türk Cumhuriyeti yönetiminin ABD'ye sa?layaca?y' bu tür imkan
ve kolayly'klary'n, ky'sa, orta ve uzun dönemlerde Türkiye'nin ulusal
çy'karlary'ny' nasy'l etkileyebilece?i ve Türkiye'deki ABD askeri varly'?y'ny'n
bundan nasy'l etkilenebilece?i, bu ba?lamda, üzerinde ciddi olarak durulmasy'
gereken konulardy'r.

AB açy'sy'ndan geli?meler de?erlendirildi?inde, yine ba?langy'çta da ifade
edildi?i üzere,  bu i?ten en karly' çy'kan tarafy'n AB oldu?u dü?ünülmektedir.
Çünkü, Ky'bry's'y'n bir bütün olarak AB'ye üye olmasy'ny'n önünde bir engel
kalmamy'? gözükmektedir. Hatta, bu olay, AB'nin ABD kar?y'sy'nda elde etmi?
oldu?u çok ciddi bir siyasal zafer olarak bile görülebilir. Referandumdan
hemen önce, AB'nin geni?lemeden sorumlu yetkilisi, "e?er iki taraftan da
'evet' oyu çy'kmaz ise, Rumlar 1 Mayy's'ta AB'ye girecektir" demek suretiyle,
bir anlamda AB'nin Anan Belgesine ili?kin asy'l amacy'ny' ortaya koymu?
oldu?unu kabul etmek gerekir. Çünkü, bunun söylenmesi, Rum tarafy'ny' "hayy'r"
demeye itmi?tir. Kuzeyden "evet" çy'kaca?y' kesin gibi gözükürken, AB, açy'kça
güneyi "hayy'r" demeye zorlamy'?ty'r. Dolayy'sy'yla, Annan Belgesinin ilk ortaya
y'kty'?y' 2002 sonbahary'ndan bu yana izlenen siyasette, AB, amacy'na ula?my'?
gözükmektedir.

Ancak, bunlar madalyonun bir yüzüdür. Bir de madalyonun di?er yüzü vardy'r.
ABD'nin Ky'bry's'tan ve Do?u Akdeniz'den vazgeçmesi mümkün de?ildir. Bu
ba?lamda Kuzey Ky'bry's Türk Cumhuriyeti ile geli?tirece?i yeni ili?kiler,
i?gal edilmi? topraklary'ny' kurtarmak isteyecek Rumlar üzerinden AB ile
ABD'yi kar?y' kar?y'ya getirecektir. Ayry'ca, Rumlar'y'n Moskova ile yaky'nla?ma
içerisine girmesinin neden olabilece?i muhtemel durumlar da AB için endi?e
kayna?y' olacakty'r. Rumlar'y'n Moskova ile girecekleri yeni ili?kiler,
Brüksel'i sy'ky'nty'ya sokabilir.

Bu durumda, Türkiye'nin AB üyelik süreci de, birlik içinde yeni bir muhteva
kazanabilecektir. Türkiye'nin üyeli?ine kar?y' çy'kanlary'n eli kuvvetlenmi?
olacak; bunlary'n iknasy', yeni tavizlerin verilmesini gerektirecektir.
Ayry'ca, gerçekleri fark edecek Türkiye'nin Brüksel'den uzakla?masy' da
mümkündür ve bu, Brüksel'in Ankara üzerinde etkili olma imkany'ny' ortadan
kaldy'rabilecektir. AB, ayry'ca, referandum sonrasy'nda Türkiye'nin ABD'ye
daha çok yakla?masy'ny'n kendisine olabilecek yansy'malary'ny' da dikkate almak
durumundady'r.

RF açy'sy'ndan referandum sonuçlary'na baky'ly'r ise, en kazançly' aktörlerden
birinin de RF oldu?u görülür. Ky'bry's konusunun bu ?ekilde uluslar arasy'
politikany'n gündeminde olmasy' ve önümüzdeki dönmede gündemde daha ok öne
çy'kacak olmasy', RF'nun Putin'in siyasal konumunu oldukça güçlendirmi?
oldu?u bir döneme denk gelmi?tir. Bunun anlamy', önümüzdeki dönemde, Ky'bry's
konusunda Moskova'ny'n isminin daha çok geçece?idir. Rum kesimindeki ciddi
Rus varly'?y', bu olguyu besleyecektir. ABD'nin kuzeyde askeri imkan ve
kolayly'klar elde etme çabasy' kar?y'sy'nda Rumlar'y'n AB'ye ilave olarak
Ruslar'dan da ciddi destek almalary' beklenmelidir.

Bu ko?ullarda, Moskova merkezli Slav-Ortodoks paydasy'ny'n güçlenmi?
olaca?y'ny'; Putin'in, bu paydada gözüken aktörler üzerinden uluslararasy'
politikada çok geni? bir hareket serbestisi kazanaca?y'ny', Do?u Akdeniz'de
etkili olabilece?ini söylemek mümkündür.

Y'srail'in Ky'bry's konusundaki bu geli?melerde ismi pek geçmemektedir. Ancak,
bu ülkenin, AB üzerinden Almanya'ny'n ve Rumlar üzerinden Moskova'ny'n Do?u
Akdeniz'de öne çy'kmasy'ndan mutlu olacaklary'ny' söylemek güçtür. Keza,
Rum-Yunan ikilisinin Araplar ile yaky'nly'?y' da bu ba?lamda haty'rlanmaly'dy'r.

V. Bu de?erlendirmeyi yaparken, e? zamanly' sayy'labilecek bir geli?me akly'ma
geliyor. Bu ça?ry'?y'm, Türkiye'de Irak'a asker göndermek için TBMM'ne
sunulan ikinci tezkerenin Meclisten geçmesine ra?men, Türkiye'nin Irak'a
asker gönderememesi ile içine dü?tü?ü durum ile ilgilidir. Bu örnek
nedeniyle, Annan Belgesine "evet" diyen Türkiye ve Kuzey Ky'bry's Türk
Cumhuriyeti, bu olaydan sonra hiçbir somut kazany'm elde edemezse, bu kimse
için sürpriz sayy'lmamaly'dy'r.

Öyle anla?y'ly'yor ki, ABD, Türkiye'de ve Kuzey Ky'bry's Türk Cumhuriyeti'nde,
bu ülkelerin iç politikasy'na ili?kin mühendislik çaly'?malary' yaparken,
Yunanistan'y'n ve GKRY'nin iç politikalary'na ihmal etmi? gözükmektedir. Her
ikisi de seleflerine göre daha sy'ky' Enosisçi olan Karamanlis'in ve
Papadopulos'un iktidara geli?leri önemsenmemi?tir. Bu ihmalin bedeli de,
bugünkü tablodur.

Türkiye ve Ky'bry's Türk halky', ciddi bir hatadan dönmü?tür. Ancak,
ya?ananlara baky'ly'r ise, mücadele, daha yo?un ve acy'masy'z olarak devam
edecek gibidir. Bunun bir anlamy' da, Ky'bry's konusunun hala sürprizlere açy'k
oldu?udur. Talat'y'n, referandumdan hemen sonra yapty'?y', "biz görevimizi
yapty'k" açy'klamasy', bu ba?lamda dü?ündürücü gelmi?tir. Kim, kimden, hangi
görevi almy'?ty'r? sorusu aky'llara taky'lmaktady'r. E?er, kapaly' kapy'lar
ardy'nda bu tür geli?meler oluyor ise, Ky'bry's konusunda bazy'lary'na sürpriz
gelecek geli?meleri beklemek gerekir. 25 Nisan 2004