<table cellspacing="0" cellpadding="0" border="0" ><tr><td valign="top" style="font: inherit;"><BR>
<H1 class=sIFR-replaced><SPAN class=sIFR-alternate id=sIFR_replacement_1_alternate>Picasso Filmsel Anlatımlar</SPAN></H1>
<DIV>16 - 28 Mart 2010</DIV>
<DIV>Pera Film, <EM>Picasso - Suite Vollard</EM> Gravürleri sergisine paralel olarak <EM>Picasso: Filmsel Anlatımlar</EM> adlı film programını sunuyor. Programda Picasso'nun tutkulu ve renkli dünyasından olduğu kadar, sergilenen yapıtlarında da görülen çeşitli temalardan esinlenmiş uzun metrajlı filmler ve belgeseller yer alıyor. Henri-Georges Clouzot'ya ait <EM>Picasso'nun Gizemi</EM> ve Didier Baussy-Oulianoff'un Picasso adlı iki uzun metrajlı belgesel, Picasso'nun yaşamına, kişiliğine ve yapıtlarına ışık tutuyor. Paris Opera Balesi'nin 1970 prodüksiyonu <EM>Picasso ve Dans</EM> (Diaghilev, Cocteau), sanatçının daha az bilinen bir yanını ortaya koyuyor - prodüksiyonlar ve yaratıcı tasarımlarla ilişkisi. Victor Erice imzalı <EM>Arı Kovanının Ruhu</EM>, Picasso'nun İspanya İç Savaşı'yla kişisel ilişkisi bağlamında, Savaş'ın hemen sonrasında, İspanya'nın taşrasında geçen ve yıkımın eşiğinde
 bir aileyi konu alan büyüleyici bir dönem filmi. Gravürlerinde Picasso heykeltıraş olarak karşımıza çıkar ve bir tür çağdaş Pygmalion olur, modelini gözlemlemekten ilkin zevk alır, ama sonra gözü yalnızca yapıtını görür. <EM>Çicekçi Kız / Pygmalion</EM> adlı film George Bernard Shaw'un aynı adlı oyunundan uyarlanmış bir görgüsüzlük komedisi; fonetik Profesörü olan Henry Higgins'in, Cockney aksanlı bir çiçekçi kıza üst sınıfın aksanını öğreterek, onu bir sosyete hanımefendisi olarak yutturabileceği üzerine iddiaya girmesini konu alıyor. Son olarak Jean-Luc Godard'ın <EM>Nefret</EM>'i, Amerikalı bir film yapımcısının, Homeros'un <EM>Odysseia</EM>'sını beyaz perdeye aktarmak üzere saygın bir yönetmeni işe almasını anlatıyor. Filmin mitolojik göndermeleri ve insanın doğayla ilişkisi, Picasso'nun temalarıyla ilginç ortak noktalar barındırıyor.</DIV>
<TABLE width=480 border=0>
<TBODY>
<TR>
<TD><IMG height=126 alt="" src="http://www.peramuzesi.org.tr/images/PICASSO/picasso_01.jpg" width=210></TD>
<TD><IMG height=126 alt="" src="http://www.peramuzesi.org.tr/images/PICASSO/picasso_02.jpg" width=210></TD></TR></TBODY></TABLE>
<DIV><STRONG>PICASSO'NUN GİZEMİ</STRONG></DIV>
<DIV>TBelgesel <BR>Yönetmen: Henri-Georges Clouzot<BR>Görüntü Yönetmeni : Claude Renoir<BR>1956, 75', Siyah - Beyaz, Renkli, Color, Fransa <BR>Fransızca, Türkçe altyazıl</DIV>
<DIV>Sanatçıların kendi yapıtlarındaki olumlu - olumsuz mekan ikişkilendirmelerini kurmaları gibi, ünlü Fransız yönetmen Henri-Georges Clouzot da benzer bir ilişkiyi Picasso'nun Gizemi belgeseli ile sanatçının yaratması ve yoketmesi üzerine kurar. 1955'te Clouzot arkadaşı Pablo Picasso ile biraraya gelerek sanatçının farklı çalışma yöntemlerini olabildiğince kameraya almaya çalışırlar. Picasso çalışırken kamera tam karşısında O'nu çeker, fırçasıyla yarattığı darbeleri ve akan boyaları hareket halinde yakalar. Bunun sonucunda Clouzot'nun filmi - perdesi ve karesi, Picasso'nun tuvali haline gelir ve izleyici olarak kendimizi sanatçının olağanüstü yaratıcı dehası; güzel yapıtları ile ani yarattığı imgeler ve yeni fikirler içinde buluruz. <BR><BR>Bir matadorun boğayı karşısına alması gibi, sanatçı da tuvalini alır karşısına. Sanatçı fırçasını savurdukça, resim gözlerimiz
 önünde dans etmeye başlar. Yepyeni belgesel tarzına öncülük eden bu sanat filmi, yaratma anını ve gizemini irdeler. Filmde, sanatçı 20 siyah-beyaz ve renkli resim yaratır. Kağıttan akan mürekkebi kullanarak Picasso'nun hızla çizdiği desenleri yönetmen Clouzot tersinden çekme imkanı bulur. Sanatçı renkli boya kullanmaya başladığı zaman sinemacı da renkli filme geçer ve stop-motion animasyon tekniğinin sihrini kullanır. Picasso'nun Gizemi büyüleyici, etkileyici ve unutulmaz bir film olarak, sanat üzerine yapılmış en iyi belgesellerden biridir. Film, Fransız Hükümeti tarafından 1984'te ulusal bir hazine olarak kabul edilmiştir. <BR><BR><BR><STRONG>PICASSO</STRONG></DIV>
<DIV>Belgesel<BR>Yönetmen: Didier Baussy-Oulianoff<BR>1985, 80', Siyah - Beyaz, Renkli<BR>Fransa<BR>İngilizce, Türkçe altyazılı</DIV>
<DIV>Picasso avangarttı, gelenekseldi, erotomanyaktı. Resimlerini bugün hemen herkesin gözünde canlandırabileceği bir efsanedir Picasso. Yapıtları ve kişiliğinin 20. yüzyıl sanatı üzerinde çok büyük bir etkisi oldu. Bir sanatçı ve bir insan olarak hala türünün tek örneğidir, tıpkı Paris'teki Picasso Müzesi'nde sergilenen yapıtları gibi. Didier Baussy-Oulianoff bunları sunuyor, dönemlerine göre sınıflandırıyor ve onlara esin kaynağı olan şeyleri ortaya koyuyor. Baussy'nin çözümlemesi aynı zamanda Picasso'nun neden sergilenen bazı resimleri çok sevdiğini ve asla satamadığını, ölümüne dek onları elinde tuttuğunu açıklıyor. <BR><STRONG><BR><BR>PICASSO VE DANS</STRONG><BR>DIAGHILEV, COCTEAU<BR>Paris Opera Balesi</DIV>
<DIV>Yönetmen: Didier Baussy-Oulianoff<BR>1956, 75', Siyah - Beyaz, Renkli<BR>İngilizce, Türkçe altyazılı</DIV>
<DIV><IMG height=126 alt="" src="http://www.peramuzesi.org.tr/images/PICASSO/picasso_03.jpg" width=210></DIV>
<DIV>Picasso 1917-1922 arasında dokuz balenin (Parade, Pulcinella ve Bir Kır Tanrısının Öğleden Sonrası gibi) tasarımlarını yarattı, bunun için Jean Cocteau, Erik Satie, İgor Stravinski, Claude Debussy, Léonide Massine ve Vaslav Nijinski gibi sanatçılarla işbirliği yaptı. Mavi Tren 1924, Üç Köşeli Şapka 1919 tarihli. İlk olarak Sergei Diaghilev tarafından yaratılmış olan bu iki tarihi bale, Paris Opera Balesi tarafından yeniden canlandırıldı.<BR>Mavi Tren, şık ve neşeli bir topluluğu ele alan danslı bir operet. Senaryoyu yazan Jean Cocteau, açık havada yaşam, güzel bedenler ve spor kültünü alaycı bir dille yüceltiyor. Dansların esin kaynağıysa golf, tenis, yüzme ve akrobasi.<BR><BR>Üç Köşeli Şapka baştan sona İspanya. Endülüslü olan Picasso setleri, kostümleri ve tipik bir İspanya manzarası aracılığıyla balenin atmosferini yakalayan bir sahne perdesini tasarlamış. Sıcak bir mizahla
 anlatılan hikaye, bir değirmencinin karısını, onun kıskanç kocasını ve kadının peşini bırakmayan bunak bir hakimi konu ediniyor.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV><STRONG>Bir Evliliğin Hikayesi</STRONG><BR>Bu belgesel, çok az görülmüş fotoğraflar ve arşiv görüntüleri eşliğinde Picasso'nun Diaghilev, Cocteau ve Massine gibi sanatçılarla işbirliğinin ve Rus eşi Olga Koklova'dan esinlenerek 1917-1924 arasında yaptığı bale tasarımlarının izini sürüyor.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV><STRONG>ARI KOVANININ RUHU<BR></STRONG>Yönetmen: Victor Erice<BR>Oyuncular: Ana Torrent, Isabel Tellería, Fernando Fernán Gómez, Teresa Gimpera, Queti de la Cámara<BR>1973, 99', Renkli<BR>İspanyolca, Türkçe altyazılı</DIV>
<DIV><IMG height=126 alt="" src="http://www.peramuzesi.org.tr/images/PICASSO/picasso_04.jpg" width=210></DIV>
<DIV>Victor Erice'nin bu büyüleyici güzellikteki filmi, sinema tarihinin en unutulmaz çocuk performanslarından birini de içeriyor. 1970'lerin en büyük İspanyol filmi olarak alkışlanan, görsel açıdan son derece zarif bir "uyanış şiiri" olan bu Erice filmi, 1940'ların ilk yıllarında, İspanya İç Savaşı'nın yankıları taşrada hala duyulurken, küçük bir Castilla köyünde geçiyor. Bu tam anlamıyla kırsal atmosferde, altı yaşındaki Ana (altı yaşındaki Ana Torrent tarafından canlandırılıyor), belediye binasında gösterilen James Whale'in Frankenstein'ına gittiğinde alternatif bir efsane ve hayal dünyasına giriyor ve bu deneyim, küçük Ana'nın çevresi hakkındaki algısını, gerçekliğe kendi yaratıcı amaçları için biçim verme yetisini sonsuza dek değiştiriyor.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV><STRONG>ÇİÇEKÇİ KIZ</STRONG></DIV>
<DIV>Yönetmen: Leslie Howard, Anthony Asquith<BR>Oyuncular: Leslie Howard, Wendy Hiller, Wilfrid Lawson, Marie Lohr, Scott Sunderland<BR>1938, 96', Siyah - Beyaz <BR>İngiltere<BR>İngilizce, Türkçe altyazılı</DIV>
<DIV><IMG height=126 alt="" src="http://www.peramuzesi.org.tr/images/PICASSO/picasso_05.jpg" width=210></DIV>
<DIV>George Bernard Shaw'un aynı adlı oyunundan uyarlanan bu görgüsüzlük komedisinde çılgın Profesör Henry Higgins (Leslie Howard), Cockney aksanlı sokak kızı Eliza Doolittle'ı (Wendy Hiller) altı ay gibi kısa bir süre içinde "gerçek bir hanımefendi" haline sokabileceği konusunda iddiaya giriyor. Lerner ve Loewe'ün My Fair Lady'sine esin kaynağı olmuş bu Oscar'lı filmin yönetmenliğini Anthony Asquith ve Leslie Howard, montajınıysa David Lean üstlenmiş, Shaw senaryo yazımına bizzat katılmış.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV><STRONG>NEFRET</STRONG></DIV>
<DIV>Yönetmen: Jean-Luc Godard<BR>Oyuncular: Brigitte Bardot, Michel Piccoli, Fritz Lang, Jack Palance<BR>1964, 102', Renkli<BR>Fransa</DIV>
<DIV>&nbsp;<IMG height=126 alt="" src="http://www.peramuzesi.org.tr/images/PICASSO/picasso_06.jpg" width=210></DIV>
<DIV>Godard bu filmde Franscope formatını (görüntü yönetmeni Raoul Coutard'ın ustaca hakimiyetiyle) kullanarak put yıkıcılığa soyunuyor ve geniş perde melodramlarının şaşaasının altını oyuyor. Görünürde hikaye, Homeros'un Odysseia'sının yenilikçi bir prodüksiyonuyla ve saygın bir senaristin (Michel Piccoli) hırçın bir yapımcıyı (Jack Palance), eski toprak bir yönetmeni (Fritz Lang burada aslında kendisini oynuyor) ve çalkantılı ilişkilerinden artık bıkmış olan sinirli karısını (Brigitte Bardot) memnun etmeye çalışmasıyla ilgili. Ancak bunların hepsi görüntüden ibaret, çünkü Godard ticari Hollywood filmini muzip (ve evet, nefret dolu) bir yapıbozumuna uğratırken filmseverlerin bayılacağı güçlü espriler, aşkla, yıldızlıkla ve sanatçılıkla ilgili keskin gözlemler ve ışıltılı bir stil kullanıyor, sonunda da elinin tersiyle ittiği bu sanatın pekala ustası olduğunu
 hissettiriyor. Nefret, ünlü yönetmenin en anlaşılır, en ilginç filmlerinden biri. Nefret, içinde yaşadıkları dönem yüzünden her türlü zarafetten yoksun kalmış erkekler ve kadınlar hakkında, ama romanın psikolojisinin yerine son derece sıkı bir estetik koyan film, bu insanların (ve bizim) nerede hata yaptığını gösteriyor ve olağanüstü bir zarafet gösteriyor.</DIV>
<DIV>&nbsp;<BR></DIV>
<DIV><STRONG><A href="http://www.peramuzesi.org.tr/default.aspx">http://www.peramuzesi.org.tr/default.aspx</A></STRONG></DIV>
<DIV><STRONG></STRONG>&nbsp;</DIV>
<DIV><STRONG></STRONG>&nbsp;</DIV>
<DIV><STRONG></STRONG>&nbsp;</DIV>
<DIV><STRONG></STRONG>&nbsp;</DIV>
<DIV><STRONG>Melisa Urgandokur <BR></DIV></STRONG>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV></td></tr></table><br>