<html><body><DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Degerli grup üyeleri, </DIV>
<DIV>Türkiye-ABD arasındaki yüz yetmiş sekiz yıllık resmi&nbsp;diplomatik
ilişkiler sürecinde&nbsp;belki de en tartışmalı ve o kadar da ilgi çeken
konulardan biri olan iki ülke silah ticareti, başlangıcı 19. yüzyılın
ikinci yarısına uzanan ancak gelişim süreci hakkında tarih literatüründe
yeterli bilimsel çalışma bulunmayan bir husustu. Ancak&nbsp;Türk-Amerikan
silah ticaretinin on dokuzuncu yüzyıldaki serüvenini, ekonomik,
diplomatik, sosyal ve siyasi tüm yönleriyle aydınlatan yeni olarak
yayınlanmış bir&nbsp;kitap takdire şayan görülmektedir. Aşagıda kitabın
künyesi ve arka kapak yazısı&nbsp;yer almaktadır.&nbsp;Selamlar.</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>Ali İhsan Gencer, Ali Fuat Örenç, Metin Ünver, <STRONG>Türk-Amerikan
Silah Ticareti Tarihi</STRONG>, İstanbul: Doğu Kütüphanesi Yayınevi<br>
2008, XIX+420 s.<br>
</DIV>
<DIV>&nbsp;</DIV>
<DIV>(Arka Kapak Yazısı)</DIV>
<DIV>Tüfek bir savaş aracı olarak bekli de en büyük değişimi on dokuzuncu<br>
yüzyılda yapılan teknolojik yeniliklere borçludur. Bu yenilikler arasında<br>
tüfek üretiminde modern anlamda en büyük atılım Amerika'da yüzyılın ilk<br>
yarısında uygulamaya konuldu.<br>
Bin dört yüzlü yıllardan beri ateşli silahları kullanan Osmanlı Devleti<br>
19. yüzyıla gelindiğinde bir taraftan kara ordusunu yeniden<br>
yapılandırarak, sayısı yedi yüz bini bulan modern bir ordu kurmaktayken<br>
diğer taraftan da söz konusu ordunun modern silahlarla donatılması<br>
gerektiğinin pekâla bilincindeydi. Dönemin en teknolojik silahları olan<br>
Springfield, Martini-Henry ve Winchester gibi Amerikan tüfeklerinin<br>
Osmanlı Devleti tarafından satın alınması işte bu iki sürecin bir<br>
kesişmesi olarak değerlendirilmelidir.<br>
Elinizdeki kitap Türk-Amerikan silah ticaretinin on dokuzuncu yüzyıldaki<br>
macerasını anlatmaktadır. Meşhur silah tüccarı Oliver F. Winchester'ın<br>
Osmanlı Devleti'yle bir kontrat yapmak amacıyla Amerika'dan kalkıp,<br>
İstanbul'a gelmesi günümüzde olduğu gibi 19. yüzyılda da silah
ticaretinin<br>
ne kadar önemli olduğunu göstermesi bakımından ilginçtir. Amerika'dan<br>
satın alınmasına karar verilen altı yüz bin adet Peabody-Martini ya da<br>
Martini-Henry tüfeklerinin üretim aşamasında denetlenmesi vazifesi,<br>
gelecekte modern Türk matematiğinin kurucusu olacak Hüseyin Tevfik Bey<br>
(Paşa)'e verilmiştir. Hüseyin Tevfik Paşa başkanlığında Amerika'ya<br>
gönderilen heyet on beş yıl kadar bu görevde kalmıştır.<br>
II. Abdülhamid'in tüfeklere karşı şahsî ilgisi şüphesiz konuya ayrı bir<br>
önem katmaktaydı. Bu arada Avrupa'da çok daha sonra kabul edilecek olan,<br>
hatta bizzat üretildiği ülkenin yani Amerikan ordusunun dahi gecikmeli<br>
olarak adapte ettiği seri atar Winchester tüfekleri ilk defa Osmanlı<br>
askerleri tarafından kullanılmıştı. Nitekim 93 Harbi'nde Plevne'de sayıca<br>
üstün Rus kuvvetleri karşısında mucizeler gösteren Osmanlı birliği<br>
Winchester tüfekleriyle donatılmıştı. Seri atışlı tüfeklerin Avrupa'da<br>
hızla kabul edilmesinde Plevne müdafaasının rolü batılı tarihçiler<br>
tarafından da kabul edilmektedir.<br>
Amerika'dan silah satın alınması sürecinde Osmanlı Devleti'nin, yaşadığı<br>
malî buhran yüzünden ödemeleri gecikmeli olarak gerçekleştirmesi,
Amerikan<br>
silah şirketleriyle bazı ciddî sorunlara da sebep olmuştu. Bu
şirketlerden<br>
Providence Tool Company'nin, parası ödendiği halde birtakım iddialarla<br>
48.617 adet Martini-Henry tüfeği, 41.900 kasatura, 41.900 kasatura kılıfı<br>
ve 35.100 süngüyü alıkoyması üzerine bizzat II. Abdülhamid adına Amerikan<br>
mahkemelerinde yıllarca sürecek bir dava açılmıştır.<br>
</DIV>

</body></html>